Göğüs, beden her zaman tektir, içinde barınan ruhlar ise iki ya da beş değil sayılamayacak kadar çoktur; insan yüz zardan oluşmuş soğana, pek çok iplikten dokunmuş bir kumaşa benzer. Eski Asyalılar bunu çok iyi görüp bilmiş, Budistler kişilik kuruntusunun maskesini düşürmek için yogalarında belli bir teknik geliştirmiştir.
Bu yüzdendir ki yaratılış bakımından orta sınıfa mensup biri güçsüz bir yaşam dürtüsü ile donatılmıştır, korkaktır, kendisini elden çıkartmaktan çekinir, kolay yönetilecek biridir. Dolayısıyla, gücün yerine çoğunluğu, şiddetin yerine yasayı, sorumluluğun yerine oylamayı geçirmiştir.
Çünkü başyapıtlar tek ve her şeyden ayrı olarak doğmazlar yılların ortak düşüncesinin ürünüdürler, öyle ki yükselen her bir sesin ardında aslında kitlelerin deneyimi durur.