Belladonna

Belladonna
@Pericenkk
Her kitap bir ayna; ben her defasında başka bir yüz görüyorum ;)
7 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
Olağan Bir Hayattan Olağanüstü Bir Geceye
9/10
·69 syf.··
2025 6. kitabı
Bir gecede yeniden doğmak mümkün mü? Stefan Zweig, Olağanüstü Bir Gece’de insanın kendi ruhuna dönüşünü anlatıyor alışkanlıkların uyuşturduğu bir yaşamın, tek bir gecede nasıl sarsılıp değişebileceğini. Başlangıçta hayatın anlamını kaybetmiş, duygularını yitirmiş bir adam var karşımızda. Ne sevinebiliyor, ne üzülüyor; sadece yaşıyor. Ta ki o olağanüstü geceye kadar… Bir suç, bir sarsıntı, bir yüzleşme ve insan olmanın anlamı yeniden şekilleniyor. Zweig bu kısa öyküde vicdan, ahlak ve varoluş üzerine öyle derin sorular bırakıyor ki, okur olarak sadece “okumuyorsun”, aynı zamanda kendinle hesaplaşıyorsun. Kısacık bir metin, ama etkisi uzun sürüyor; çünkü her insanın içinde o “olağanüstü gece”yi bekleyen bir an var. Alıntı; Bir insanın ruhu bazen tek bir anda, yılların yapamadığını yapar: uyanır. Kitap ve sevgi ile kalın ;)
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,5bin okunma
Reklam
Yirmi Dört Saatlik Bir Vicdan
9/10
·80 syf.··
2025 4. kitabı
Bir kadının kalbi, bazen bir günün içine bir ömür sığdırır. Stefan Zweig yine insan ruhunun en karmaşık köşelerini ustalıkla açığa çıkarıyor. Bir Kadının Yirmi Dört Saati, bir kadının tek bir gün içinde yaşadığı sarsıntı, tutku, vicdan ve pişmanlığın hikayesi. Ama aslında bu, sadece bir kadının değil, her insanın bir anlık zayıflığının, bir anda bütün hayatını değiştirebilme ihtimalinin hikayesi. Zweig’in dili yalın ama keskin; okurken insanın içini yavaş yavaş oyar. Kadının o gence duyduğu merhamet mi, tutku mu, yoksa kendi yalnızlığının yankısı mı olduğunu sen de karar veremiyorsun. Bir gün, bir an, bir bakış ve hayat bambaşka bir yöne savrulabiliyor. “Ben olsaydım?” Ve Zweig’in asıl başarısı da burada seni sadece okur olmaktan çıkarıp, karakterin vicdanına ortak ediyor. Bazen bir insanın bütün hayatı, sadece yirmi dört saate sığar. ALINTI; Bütün hayatım boyunca yalnızca bir gün gerçekten yaşadım. Kitap ve sevgi ile kalın
Bir Kadının 24 SaatiStefan Zweig · Aperatif Kitap Yayınları · 2019150,8bin okunma
Kırılmanın da bir onuru vardır
10/10
·86 syf.··
2025 5. kitabı
Erdal Fidan, Münkesir’de insanın içsel çöküşünü büyük bir sadelikle ama derin bir yankıyla anlatıyor. Sözcükler fazla değil, süs yok, anlatım sade — ama her cümle bir yerinden kanıyor. Okur olarak hikâyeye değil, bir ruhun içine giriyorsun. Fidan, karakterlerinin kırıklığını abartmadan, sessiz bir acıyla veriyor. Bu sessizlik öyle güçlü ki, kitabı bitirince uzun bir süre sadece düşünüyorsun: İyileşmek mi istiyoruz, yoksa o kırıklığın içinde biraz daha kalmak mı? Bazı bölümler bilinç akışına yaslandığı için ağır ilerliyor, ama bu da aslında metnin doğasıyla uyumlu. “Münkesir” düz okunmaz; çünkü dağınık zihinlerin hikâyesi zaten düz değildir. Son sayfayı kapattığında tamamlanmış hissetmiyorsun — eksik kalıyorsun. Ama o eksiklik, tam da yazarın anlatmak istediği şey: İnsanın kendiyle tam olarak hiç barışamayışı. “Bazen insanın en büyük yükü, yaşamak değil, hissetmeye devam etmektir.” “İnsanlar ancak maskeleri varken katlanılır oluyorlarmış, maskeleri olmaksızın onlarla yaşanılmıyormuş!” Her satırında kırılmayı hissettiren yazara teşekkürler. Kitap ve sevgi ile kalın
MünkesirErdal Fidan · İkinci Adam Yayınları · 202387 okunma
Gidemeyişlerin en sessiz hikâyesi “KÜRK MANTOLU MADONNA”
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna’da yüzeyde bir aşkı anlatıyor gibi görünse de, aslında insanın iç dünyasını, toplumun birey üzerindeki baskısını ve sevmenin cesaret gerektiren bir eylem olduğunu gösteriyor. Raif Efendi karakteri, sadece içine kapanık bir adam değil; duygularını yaşamaktan korkan bir toplumun sessiz bir yansıması. Onun suskunluğu, zayıflıktan değil, belki de fazla derin hissetmekten geliyor. Maria Puder ise özgür, zeki, ama kendi bağımsızlığının ağırlığını taşıyan bir kadın. Birbirlerini bulduklarında, aslında iki yarım ruhun kısa bir süreliğine tamamlandığına tanık oluyoruz. Romanın sonunda Raif Efendi’ye kızmadan edemiyorsun. Çünkü o, sevmeyi biliyor ama yaşamayı başaramıyor. Tam da bu yüzden hikâye, bir aşkın bitişi değil, insanın kendi içine gömülüşünün trajedisi oluyor. Sabahattin Ali, sade diliyle derin duygular yaratma konusunda usta. Her cümle, gereksiz süslerden arınmış ama anlam yüklü. Okurken bazen sessizleşiyor, bazen de içinden “keşke konuşsaydı, keşke gitseydi” diyorsun. Ama o gitmiyor. Ve biz, o gitmediği için bu kitabı hâlâ unutmuyoruz. Bir kalbin ne kadar sessizce kırılabileceğini anlatan, yıllar geçse de etkisi azalmayan bir roman. “On sene, tam on sene, zavallı ruhumun kırgınlığıyla, bir ölüye kızmış, bir ölüyü suçlu tutmuştum…” Şunuda eklemeden edemicem keşke maria dan son kalan canlı hatırayı yani kızını bırakmasaydın demek istiyorum insanı yönümle ama Sabahattin Ali bize şunu gösteriyor: Sevmek bazen yaşamak cesareti ister, ve herkes sevebilir ama herkes cesurca sevmeyi başaramaz. Raif Efendi sevmeyi biliyordu ama yaşamayı bilmiyordu. Kitapla ve sevgiyle kalın
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,7bin okunma
BİR VİCDAN YANKISI YAŞAMAK İÇİN YAZILMIŞ BİR ÖLÜM
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
VICTOR HUGO şunu açıkça söylüyor “ben bir sanat eseri değil , bir vicdan çığlığı yazdım…” Roman kalbe seslenir ön söz ise beyine ;) şuda bir gerçek ön söz gerçekten çok uzun dürüst olayım okur olarak bu kadar tekrar etmese de olurmuş dedirtti bana. Beni en çok etkileyen kısım ahhhh küçük Marie babanın dizlerinde oturup babanı tanımaman resmen içim parçalandı. Mahkümun idam sabahı uyanışı o sessiz, ağır an… Hücrenin içerisinde sabah ışığı yavaşça süzülürken onun bugün oleceğinin farkına varışı ne çığlık atıyor, ne direniyor . Sadece içinden geçenleri yazıyor. Sanki bir insanın ruhuyla baş başa kalıyorsun. Hem çok insani, hem çok acımasız bence bu romanın kalbi. O yakarış, o son umut kırıntısı insanın en savunmasız hali o çaresizlikte bile yaşama isteği var bu beni derinden sarstı. VICTOR HUGO’NUN o ince yakıcı dili ile son vermek istiyorum ONLAR ŞAPKALARINI ÇIKARTIYOR BENDE KELLEMİ “Sevgili Victor Hugo, senin kelimelerin yalnızca bir mahkûmun değil, insanlığın son gününü anlattı bana. Her satırında hem suçun hem adaletin hem de merhametin ağırlığını hissettim. Teşekkür ederim, beni susturan bir sessizliği kelimelere döktüğün için.” Kitap ve sevgi ile kalın …
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma
Reklam