Bu oyunu tek başıma daha kolay oynuyordum ben. İnsan sıcağından uzakta, ilgi ve sevgiden yoksun kalınca, içim donuyordu, hırçın edepsiz,umursamaz ve güçlü olabiliyordum da, sevdiğim insanlar etrafımda dolanırken, çözülmekten, paramparça olmaktan, kendimle beraber onları da derin karanlıklara çekmekten korkuyordum bu öylesine bir çırpınış, öylesine bir duyguydu ki, en yakınımla bile paylaşabilmem imkansızdı doğum ve ölüm gibi tek kişilik bir eylemdi bu.
...o kadınların geçmiş ya da gelecek zamanları yoktu. Onlar, hep geniş zamanlarda yaşarlardı.Dünleri de, yarınları da bugündü; böyle gelmiş böyle giderdi, hiç değişmeden!
Türkiye'de nasıl ki tamir edilmemiş bir musluk damla damla millî serveti harcıyorsa, kapanmamış bir ampul onu kapatmayan kişi farkında olsa da olmasa da millî serveti boş yere harcıyorsa, gelişmesine önem verilmemiş her çocukta milli servete bir ihanettir.
Bir çocuğu geliştirip özgür bir birey olması için çabalamak yerine kalıplayan emir kulu yapmaya çalışmışız. İşte bu yüzden farkında olmadan çocuklarımızın canını yakıyoruz ve yakmaya da devam ediyoruz.