Kitap, başlarda yüzümde hafif bir tebessümle yer etti; fakat sayfalar ilerledikçe bu duygu yerini derin bir acıya, öfkeye ve kedere bıraktı. Akışı öylesine sürükleyiciydi ki, iki gün içinde elimden bırakamadan bitirdim.
Karakterleri okurken çoğu zaman zihnimizde yüzler çizeriz… Ben ise kendimi doğrudan Zerina’nın yerine koydum. Hikâyeyi onun kalbiyle hissettim. Küçük bir spoiler vermem gerekirse; kalbimi kazanan Dejan’a bu denli öfke duyacağımı hiç düşünmezdim. Evet, insan yaşadığı acılarla sertleşebilir… ama onunki sertliğin ötesinde, neredeyse tanınmaz bir dönüşümdü. Öyle ki içimde ona dair en ufak bir merhamet kırıntısı bile bırakmadı. Babasına dönüşmüş olması ise, karakter adına derin bir hayal kırıklığıydı.
Ve Selma… Onun yaşadıkları kelimelere sığmayacak kadar ağır, tarifsizdi.
Hikâye gerçekten çarpıcı. Hayatın içinden, gerçek ve sarsıcı.
Bu kitabı önerir miyim?
Evet. Hiç düşünmeden, gönülden öneririm.