Raskolnikov’un görüntüsünü gözlerimizin önüne getirelim: Bu durumda onu sokakta ya da odada dolaşan bir silüet olarak, 25 yaşında bir öğrenci, şu ya da bu dışsal özellikleri olan bir insan olarak görmeyiz, tersine, gözlerimizin önünde, titreyen elleri, alnında soğuk terleriyle, adeta gözlerini kapatarak cinayeti işlediği evin merdivenlerinden süzülerek çıkan, esrarlı bir kendinden geçme halinde acılarını bir kez daha duyumsamak için maktülün kapısındaki pirinç zili çalan çılgınca bir tutkunun silüeti belirir. Dmitri Karamazov’u sorgu sırasında görürüz, öfkeden kudurmuş bir halde, hırsından köpükler saçarak deli gibi masayı yumruklarken.