İnsanlık kötü olanı hep uzaklaştırma ötekileştirme eğilimindedir. Burada " kötü" nün kökeni ve soykütüğünden bahsetmeyeceğim ama , geniş anlamı ile kötü her zaman bir 'öteki'dir. Korkunç bir cinayet işlensin ve biz bu katili ele alalım;
En yaygın ilk yorum onun bir insan olamayacağı yönündedir, belki insan kılığında bir şeytandır o, bir canavardır.
İkinci anlayış fail, bir insan olsada 'saf' kötüdür; bir eylemi yalnız kötü olduğundan meydana getirebilir ve sırf acı çektirmek üzere bir eylem tertipleyebilir.
Yada son olarak olsa olsa "kötü bir çocukluk" geçirmiştir.
Bu yargıların temelinde yatan tek şey yargılayan kişinin, faille arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya çalışmasından başka bir şey değildir. Ötekileştirmenin kökeni, kötüyü kendiliğinden uzak tutmaya çalışan ve bir öteki kötü olduğunda onunla bağlantısı olmadığı için kötü olmadığını düşünüp rahatlayan insandır.
" kötülüğün sıradanlığı" modern seküler insana korku ve dehşetten başka bir şey olarak geri dönmez. Yapılması gereken bu olanağını farkına varılıp kabul edilmesi ile onunla bütünleşmektir. Yoksa bu korku türünün bir kilise tarafından kullanılıp her "farklı" olanı "kötü" ilan edip yok edilen günler tekrardan geri gelebilir. Vanini ve bruno öteki korkusunun alevinde can verdiler.