Sayin demeye dilim varmıyor sana. Yabanci ideoloji diye bir garibe icat eylediniz. Bütün dünya size pabuçlarıyla güldü. Bugün sayenizde maskaraya dönen demokrasiyi, acaba bey pederiniz mi icat etmişti?
Kitabı okuyalı uzun zaman geçti fakat yine de yorumlamak istedim. Emile Zola, akıcı yazımıyla, düşünce tarzıyla ve kurgusuyla son derece iyi bir yazardır. Emek romanı ise Emile Zola' nın düşüncelerini tüm açıklığıyla toplayıp kaleme aldığı eser olarak nitelendirebilirim. Anlatımı biraz daha ağır, özü biraz daha yoğundu. Düşünce yapımı alt üst edip kendine hayran bıraktı. Aradan uzun zaman geçmesine rağmen hala zaman zaman beni etkisi altına alır.
Kitapta derin bir şekilde özgürlüğün ve sevginin gücünü hissetmek mümkün. Olaylar Luc'un sahneye girmesiyle başlıyor. Mühendis olan Luc, işçileri ve hayatlarını yakından gözlemleyerek onları daha az emek harcayacakları ve çokça mutlu olacakları bir hayata kavuşturmak uğruna çalışıyor ve başarıyor da. Şimdiki dünya düzenine karşıt olarak kurduğu bu küçük şehir(kişisel görüşlerime göre ütopya), içerisinde mutlu insanları barındırıyor. Özgürlüğe uğraşmanın ve sevginin müthiş kanıtı olan bir kitap.
Bir yandan emeklerine karşıt açlıktan ölme derecesine gelen halk ve diğer yandan işçiyi sömürmeye alışan fabrika sahipleri...
Beni oldukça etkileyen ve sosyalizmin etkilerinin bariz bir şekilde görüldüğü bir kitaptı. Kesinlikle okumaya değer.