“Bazen bir insanı mesut edebilmek için ne kadar az şey yetiyor!” dedim.
Halbuki sıhhat, güzellik, şöhret ve servet gibi Allah’ın en büyük nimetlerine sahip oldukları halde “saadet”i tatmamış nice bedbahtlar da vardır!..
Biz bu toprağın üstünde doğduk. Bu toprağın üstünde vurulduk, bu toprağın üstünde öldük. Bu toprak bir işe yaramazsa bile yine bizim toprağımızdır. Bu toprağı bizim yapan da bunlardır; onun üstünde doğmamız, onu işlememiz, onun üstünde ölmemiz. İnsana malın sahibi olmak hakkını kazandıran bunlardır, üzerinde bir sürü rakamlar yazılı bir kağıt değil!
''Bu adı sanı bilinmedik eller sözünü çok seviyordu. Karacaoğlan da öyle demiyor muydu, adı sanı bilinmedik ellere gitmeyince gönül yardan ayrılmaz...''