Ersan

Ersan
@Pigmalion
41 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Özgürlük için.
Özgürce sokaklarda dans edebilmek için, Sevdiklerimizi öpmekten korktuğumuz için, Kız kardeşim, kız kardeşin, kız kardeşlerimiz için,
Duygu ve Düşünce
Reklam
"Kültür tarihi, aslına bakarsanız kadını terbiye etme, "kadını tedavi! etme" tarihidir." diye çok güzel ifade eden Prof.Dr. Nevzat Kaya, binlerce yıllık tarihte üretilen mit,inanç, gelenek ve görenek ile toplumsal yaşayışa ait kuralların, kadını hastalıklı gören erkek egemen kültürün argumanları olarak düzenlendiğini de gayet güzel özetlemiştir. Kadını toplum gerisine itmek isteyen her türlü inanç, eylem, düşünce ve fikir sorunludur. Kadının kendini keşfedip, varoluşsal kimliğine değer katabileceği süreçleri yaratabilmesi, içinde yaşadığı toplumu ideal seviyeye daha da yaklaştırır.
Felsefe-Düşünce
Anlam arayışı üzerine...
İnsanın kendi hayatına uygun bir anlam bulma arayışı, -insanlığın neden varolduğu- sorusunun bireyde varettiği derin boşluğun acizliğinden ileri gelir. "İnsanlık neden varoldu" sorusuna hala net bir cevap bulunamayışından ötürü diğerine yönelik bütün odaklanmalar, hayatının büyükçe bir kısmını yaşayan her insan da "bunun içinmiydi herşey ?" şeklinde buruk bir tad bırakır. Kişinin doğum yoluyla zorla davet edildiği toplum denen maskeli baloda kendine en uygun maskeyi/anlamı seçmiş olmasına karşın bu seçim, en nihayetinde derinlerinde hissettiği hiçbir açlığını da gidermeyecektir. İnanç fanatizminin esiri olanlar ile umursamazlığın zirvesinde dolananlar için böyle bir kaygı yokmuş gibi görünse de, bunun izlerini belirsizliğin korkusu ile anlama dönüştürdüklerine sıkı sıkıya bağlanmalarındaki davranışlardan görebilmek mümkündür.
Felsefe-Düşünce
Her kitap eser sahibinin ihtişamla kurguladığı düşsel krallığına davet niteliği taşısada, yazarın bilinçaltı dehlizlerine açılan gizli geçitleri de içinde barındırır.
Bizler alıntıladıklarımızın toplamından mı ibaretiz?
Bir kitabı binlerce insanın okumasına, aynı cümleleri hepsinin görmesine rağmen, belirli cümlelerin bazı insanlara temas etmesinin sebebi nedir ki ? Her bireyin yaşam mozağinin, hayattan aldığı tecrübelerden ötürü farklılığı ve alıntılananların bu mozaikte ki boşlukları dolduracak olup olmamasıyla mı alakalıdır? Aslında farkında olmadan çıktığımız, okuyarak yaşama anlam katma keşfinde denk geldiğimiz, o cümlelerin kitaplarından alıntı yaparak, kendimizden bir parça bulduğumuz yerleri mi işaretlemiş olmaktayız bir bakıma?. Alıntılanan her kitap aslında "İşte kendimden kayıp bir parçayı daha keşfettiğim yerlerden biri burası!" demenin bir başka şekli mi ? Alıntıların asıl kaynağı kitaplar değil de hayat denen mozaiğin kendisinde ki bizi arayış sancısına yönelten boşlukların kendisi midir?