Toplum, vatandaşlarının kendilerine özgü ihtiyaçlarını dikkate alamıyorsa ve bireyin kendisine özgü istek ve ihtiyaçlarının farkına varmasını engelliyorsa, birey bunun yerine devletin, hakim sistemin istek ve ihtiyaçlarını kendi istek ve ihtiyaçları zannediyorsa, sağlıklı değildir. İyi toplum, bütün olarak davranabildiği halde o bütünün içinde her biri kendisine özel bireylerin de bireysel farklılıklarıyla var olmasına izin veren toplumdur.
Her bireyin, kendisine yerleşik şekilde dayatılan ihtiyaç ve tatminleri, bunları kendisine özgü ihtiyaçlarla yer değiştirmek üzere sorgulaması gerekiyor. Sorgulamadığımız müddetçe, hakikaten de bu istek, ihtiyaç ve tatminleri kendimize ait zannediyoruz. Dünyanın her yanında aile, içinde yaşadığı kültürel düzenin hakim biçimlerini çocuklarına yerleştirme işlevi görür.
Şiir, felsefe gibi, insanın günlük hayata devam etmeye ara verip durduğu ve normalde farkına varmadan basıp geçtiği detaylara baktığı zamanlara ait. Şiir, durağan bir şeyden devamlı bir şey çıkarmaktır. Yeri ve zamanı bir an için durdurmak, kristalleşmiş bu tek anla kesişen limitsiz yerler ve zamanlar nehrinden mümkün olduğunca çok şey yakalamaya çalışmak demektir. Hayatın alt metniyle direkt bir ilişkisi vardır.
Günlük hayatın sıradan öğelerinden semboller çıkartmak, sembolizasyonu yapan kişiye, normalde altında ezildiği gerçekliğin kontrolünü ele geçirme olanağı sağlar.
Dil, çok kapalı ve dolaylı biçimlerde bile olsa, onu konuşan kişinin rahatsızlığını ve çaresizliğini en sık belli ettiği yerdir. Ve bir insana, bir duruma saygınızı önce dille gösteremezseniz, sonra zaten başka hiçbir şeyle gösteremezsiniz.