Dürtü cinselliği (le sexual) ile içgüdüsel cinsellik (le sexuel) arasında yaptığı ayrımla, cinsel olana ait bu çatışma ve ikiliğin açığa çıkarılması konusunda en ileri giden isim muhtemelen Jean Laplanche olmuştur. Kısaca: le sexual esasen kısmi dürtüler ve bunların tatmini ile ilişkilidir; doğuştan gelmez, nesne temelli değildir, doğurgan değildir. Otoerotik, çokbiçimli, sapkın, toplumsal cinsiyetle sınırlı olmayan, değişken cinselliğe gönderme yapar. İçgüdüsel cinsellik ise hormon temellidir ve az çok önden programlıdır. Buluğ çağı öncesi dönemden sonra gelen, yani dürtü veya çocuk cinselliğinin ardından ortaya çıkan cinsellik türüdür.
Çocuklar nasıl bir zihinsel suistimale uğradıklarını anlayacak kapasiteye geldiklerinde, maalesef artık çocuk değillerdir ve zaten çocuk olmanın yegane çıkmazı da buradadır.
Akran zorbalığı, bilindiği gibi, bu zorbalığı uygulayan çocukların da aslında mağdur, hem de aynı eylemin mağduru kategorisinde değerlendirilmesi gereken bir psikolojik mekanizmanın sonucudur. Yetişkinler tarafından empoze edilen sınırları, uygulanması gerektiği yine yetişkinler tarafından öğretilmiş sosyal farkı vurgulayarak yıkmak o an bu çocuklar tarafından korkuyla karışık bir heyecan olarak algılanır. Bu zorbalık sayesinde çocuklar hem aynı gücü kendilerine uygulayan büyüklerine karşı gelmişlerdir, hem de kendilerini kısa bir an için de olsa onların yerine koyma ayrıcalığını edinmişlerdir.
Bir çocuğun kendisinden büyük birine karşı çıkmaya hakkı olmadığı düşüncesi, çocuklara tabii ki yetişkinler tarafından öğretilen ve çocukların kendilerine ait bir inanç zannederek sürdürdükleri bir zihinsel suistimaldir.