Kitabı çeviren Hasan Âli Ediz'e ve Nuriye Müstakimoğlu'na çok teşekkür ederim. Bu kadar güzel bir kitabı, gerek yazar ve kitap üzerine yazdıkları önsöz ile gerek bazı kısımlara düştükleri notlar ile oldukça zenginleştirmişler. Kitap, Bosna'nın bir şehri özelinden Balkan tarihini bir köprü ile köprü çevresinde yaşayan aile ve karakterler üzerinden anlatıyor. O kadar güzel betimlemeler, o kadar güzel cümleler kurulmuş ki okuduğum her sayfayla beraber hiç görmediğim, hiç bilmediğim bu köprü ve şehir benim de içime işledi. Kesinlikle bu köprüyü ölmeden evvel görmek isterim. Ama ne yazıktır ki, anlattığı Türkler özelinde zor bir yaşamı gözler önüne serdiğinden ötürü her geçen bölümüyle okuması zorlaşıyor, sindirmesi ağırlaşıyor. İlk bölümlerini hızlı hızlı okuduğum bu kitabı, sonlara doğru daha yavaş okuyabildim. Bunun yazılan yazının veya çevirinin kalitesi ile alakası olmadığının tekrar altını çizmek isterim. Bu, bana ağır gelen ve okudukça beni hüzünlendiren olayları anlatmaya başlamasından kaynaklanıyor. Bu hikaye Sırpların, Bosnalıların ve artık Balkanlarda yaşayamayan Türklerin hikayesi.