Suyun döngüsü
4.5 milyar yıldır olduğu gibi dünya eğik (boynu bükük) ekseni etrafındaki alışıldık dönüşünü yapıyordu. Greenwich meridyeninde tan ağarmıştı. Güneşten gelen ışınlar ile dünyanın bu yüzünde, atmosferdeki atomların enerjileri artmış ve göğe yükselmeye başlamışlardı. Hidrojen (H) ve Oksijen (O) atomları troposferin hudutlarına tırmanırken adeta yarış içerisindeydiler. Etrafta salınan Oksijen ve Hidrojen atomları kendilerine bir eş bulup kovalent bağ yaparak, kararlı hale geçme mücadelesindeydiler.
Manş denizinden yükselen bir “O” ile Thames nehrinden yükselen “H2”, birbirlerini Stratosfer ile Troposfer sınırında gördüklerinde adeta birbirleri için yaratıldıkları hissine kapıldılar. İlk görüşte aşktı bu ve hiç vakit kaybetmeden, elektronlarını ortaklaşa kullanarak kovalent bağ ile bağlandılar birbirlerine. Artık hayatın sefasını el ele sürecek cefasına sırt sırta katlanacaklardı. Onlar gibi milyonlarca, milyarlarca çift bir araya gelerek öbek oluşturuyordu İngiltere semalarında. Çiçeği burnunda milyarlarca çiftin birlikteliği bembeyaz bir bulut oluşturmuş, sıcak Mayıs ayında Hyde park ve çevresinde tatlı bir serinlik oluşturacak gölge hediye ediyordu yeryüzündeki varlıklara.
Bulutun içerisinde öylesine çok sayıda çift toplanmıştı ki artık oluşturdukları kütle yer çekimine karşı koyamaz olmuştu. Yer çekimine yenik düşen kütleleri çiftleri yağmur damlaları olarak yeryüzüne düşürüyordu birer birer. Yağmur damlaları gökyüzünde süzülürken güneşten gelen ışınlar içlerinden geçerek kırınıyor ve bakmaya doyamayacağınız bir gökkuşağı oluşturuyordu. Sokaklarda gezen insanlar gökkuşağını seyre dalmış haldeydiler. Yüzeye ulaşan yağmur damlalarından kimisi yürüyüşe çıkmış bir çift sevgilinin eline düşüyor ve bahar serinliğini hissettiriyordu, kimisi bir meşe ağacının