Kuzeyinde Vikingler, güneyinde genişlemekte olan Arap İmparatorluğu ve doğusunda akıncı Türk kabileleri bulunan Rusya, sürekli olarak arzularıyla korkularını bir arada yaşadığı sancılı bir durum içerisindeydi. Roma İmparatorluğu deneyimi yaşayamayacak kadar doğuda yer alan, Hristiyan olan, ama ruhani otorite olarak Roma yerine Konstantinopolis'teki Ortodoks Kilisesine yönelen Rusya, Avrupa'ya ortak bir kültürel dağarcığı paylaşacak kadar yakın fakat kıtanın tarihsel eğilimlerinden daima uzaktaydı. Bu deneyim Rusya'nın iki kıtaya yayılmış, ama ikisinde de kendini tam olarak evinde hissedemeyen eşsiz bir "Avrasya" gücü olmasına yol açmaktaydı.