Bir his fırtına gibi esip yine de hiç fırtına gibi bir his olmayabilir mi? Kişi hislerin fırtınasından bahsedince insanın kabuğunun sızladığı ve dallarının kırılacak gibi uçtuğu bir fırtınayı kasteder. Bu ise yüzeyde tamamen dinginlik olmasına rağmen yaşanan bir fırtınaydı. Hani neredeyse bir ihtida, bir altüst etme haliydi; çehresi zerre kadar değişmiyor ama içerde sanki tek bir zerre bile yerinde kalmıyordu.
Herkesin evlere çekildiği yerde, beni yolların çekiyor olması; yüreğim ağzımda çarparak seni öperken gözlerimden yaşların dökülmesi; tam da her şey bitti derken telaşla gözlerinin ışığına uzanmam; aylarca görmek istediğim insanı karşımda bulunca dönüp gitme boğuntusu...