Evet, bazı büyük kıtlıklar ve fevkalade haller olur ki, devlet bunlara karşı toplumun selâmetini te'min için bir takım tedbirler almaya mecbur olabilir. Bu durum, milleti tehdit eden umumi zararı önlemek için şeriatın devlete verdiği bir yetkidir.
Bununla beraber bu yetki, mülk sahiplerinin hukukunu ortadan kaldıramaz. O hakların her zaman korunması lâzım gelir. Meselâ devletin fahiş satışlara karşı fiyat kısıtlaması, açlık ve kıtlık baş gösterdiğinde karaborsacının zaruri ihtiyaç fazlası malını satması ve büyük afetler sonucu evsiz fakirleri, onları barındırabilecek zenginlerin evlerinde yerleştirmesi zarurete binaen caizdir. Tabii ki, alınan bütün bu tedbirler geçicidir ve zaruretler kalkınca tedbirler de kaldırılır. Ama sahiplerinin ellerinden dâimi olarak özel malların alınması, İslâmda bilinen ve görülen şeylerden değildir. Günümüzde devletleştirme (sosyalleştirme) diye adlandırdıkları şey bedelsiz olursa, bu açık bir gasptır. Gasp İslâmda esastan batıl ve haramdır.