Flört, kaçamak bir bakışla, öylesineymiş gibi söylenen bir sözle, arkanızdan gelene kapıyı tutmakla başlayacak kadar basit, yüzeysel, ama bir o kadar da zevklidir
.
Sensizliğin en acı yerindeyim bugün. Varmış olduğum nokta varacak olduğum noktadan farksız. Amaçsız, hedefsiz ilerliyorum sorsan. Bir de bana sor sen; ne olduğum yerden daha kötü bir yere gidiyorum, ne de olduğum yerden bir adım öteye. Zaman denen illetin içinde sıkışıp kalmışım sanki. Bedenim ileri atıyor yaşını, ruhum hala büyümedi
Kalbimin kıyısına çekmiştin sandalını, o kıyılar seni çok severdi sevgili. Hangi kürek böylesine nefret etti benden de çekti aldı kıyılarımdan seni ve sandalını?
fırtına kopar gelir ta zülfün tellerinden
sarsar bir deprem gibi, gerilir her bir damar
yıldırımlar çıkarır titreyen ellerinden
nefesini aktarıp tırnak ucuna kadar
söyle bunun adı ne, bu kaçıncı boyuttur
saklanır bal uzatır altında tatlı dilin
istediğin hayali, istediğin düşü kur
nihayette sana bir lütuf olur sevgilin
ten bugün var yarın yok sükut sadıktır sana
en güzel dokunmaksa gözden göze sadelik
zamanın durmayışı siper olur yangına
fırtına diner her şey hatıradır ve silik