Bir süre o masada öylece kalmıştım. Hepsinin gidecek bir yeri, sığınacak bir göğsü, huzurla kapatacak bir kapısı vardı.Benim gidecek bir yerim yoktu.Benim kapılarım hep rüzgara ve geçmişin o küf kokusuna açılırdı.
"İşte buna hayır demem!"
Gülümsedi.
Ben ise sadece o gülüşü izledim.
Çünkü bu kadın güldüğünde dünya üzerindeki tüm savaşlar bir anlığına ateşkes ilan ediyor, ruhumdaki o bitmek bilmeyen fırtına dinip yerini tekinsiz ama eşsiz bir dinginliğe bırakıyordu.Bazı kadınlar vardı, varlıklarıyla hayatı sadece doldururlardı ama Hisar güldüğünde, hayat sadece yaşanılabilir değil uğruna ölünebilir bir hâle geliyordu.