Asıda ölüm; solunum yollarının kapanması, boyun damarlarının sıkışması, boyundaki glomus caroticus ve baroreseptörlerin uyarılması ile gelişen refleks kardiak arrest (vagal inhibisyon, nörojenik mekanizma) veya medulla spinalis lezyonları sonucu meydana gelir. Medulla spinalis yaralanmaları genellikle hükmi asılarda (idam cezası) ya da yüksek bir yerden kişinin kendisini boşluğa bıraktığı durumlarda görülür.
Glomus caroticus: büyük toplar ve atardamarların duvarında bulunan, damar içindeki kanın oksijen, karbondioksit ve asitlik oranını algılayan yani sensör görevi gören yapılardır
Baroreseptörlerin uyarılması: karotis arter alanında bulunan basınç reseptörlerinin (baroreseptörler) bağlı olduğu cihaz uyarılar üretir. Bu, otonom sinir sistemini sempatik sinir sistemini azaltacak ve parasempatik sinir sistemini harekete geçirecek şekilde etkiler.
Medulla spinalis: Omurilik, vücutta istemsiz davranışları ve refleksleri kontrol eden. Vücuttan beyine gelen sinirler omurilikte çapraz yaparak gelir. Bu sayede vücudun sol tarafını beynin sağ lobu, vücudun sağ tarafını ise beynin sol lobu kontrol eder.
"Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz." Aziz Nesin böyle noktalar romanını. Ve ekler: "Ama gerçekten zübüklerden, kendi zübüklüğümüzden
Oksitosin, içlerinde en ilginç etkiye sahip olanı ve en önemlisi. Çünkü oksitosin, ilişkilerdeki güveni, eşler arasındaki ve anne baba ile çocuk arasındaki bağlantıyı sağlıyor.
Mitolojilerin tanrıları gibi, cisimleri zihinlerimizin gücüyle yönlendirebileceğiz. Bilgisayarlar düşüncelerimizi sessizce okuyarak dileklerimizi yerine getirebilecekler. Sadece düşünce ile nesneleri hareket ettirebileceğiz, yani genellikle yalnızca tanrtlara mahsus olan bir telekinetik gücene sahip olacağız.
Biyoteknolojinin gücüyle mükemmel vücutlar yaratabilecek ve hayat süremizi uzatabileceğiz. Ayrıca, dünya yüze yinde daha önce hiç yürümemiş hayat formları yaratabileceğiz.
Nanoteknolojinin gücüyle bir nesneyi alacak, onu başka bir şe ye dönüştürebileceiz, görünüşte neredeyse yoktan bir şey yaratabileceğiz. Ateşli arabalara değil, neredeyse hiç yakıt kullanmadan kendi başlarına yükselebiten ve havada zahmetsizce süzülebilen şık arabalara bineceğiz. Makinelerimizle, yıldızların sonsuz enerjilerinden yararlanabileceğiz. Ayrıca, yanıbaşımızdaki gök cisimlerini keşfetmek için, uzay gemisi yollamanın eşiğinde olacağız.
Bu tanrısal güç hayal edilemeyecek kadar ileri görünmesine karşın, bütün bu teknolojiterin tohumları ekiliyor, şu an biz ko nuşurken bile. Bize bu gücü veren modern bilimdir, tanrısal ya da sihirli sözler değil.