Stefan Zweig'ın kadın düşmanı olması beni şaşırtmıyor artık. Kendisinin düzyazıları aslında çok güzel. Ancak kadınlara bakış açısı insanda tiksinti uyandırıyor ve Madame du Prie gerçekten bir erkek tarafından yazılmış bir kadın gibi okunuyor.
Okuduğum/dinlediğim ilk Japon klasiği. Dili inanılmaz sade ve güzeldi de biraz sıktı. İlk hikayeyi pek beğenemedim fakat 2.hikaye güzeldi. 2.hikayede arada bağzı yerler gereksiz detay olsa da güzeldi. Psikolojik unsurları beğendim. Dinlemeye devam etmemin tek sebebi buydu. Polisiye kısmında biraz daha karmaşık bir şeyler beklerdim. Hafif hayal kırıklığı oldu. Yine de idare eder denebilir.
Birinin eski bir paltosu olduğunu, sonra onu tamir etmeye çalıştığını, sonra tamir edilmesinin mümkün olmadığını bildiği için gidip yeni bir palto aldığını ve yeni bir palto aldığı için iş arkadaşlarının verdiği bir partiye gidip öldüğünü ve hayaletinin hayatla ilgili pişmanlıklarından bahsettiğini hayal edin. Konu bu. Okuduğunuza değmez. Gözlerine yazık.
Filmi çok hatırlamıyorum açıkçası. Kitap gayet tatmin ediciydi benim için. Bazı yerler sıktı çünkü biraz monoton olabiliyor. Genel olarak beğendim. Filmi de tekrardan izleyeceğim yakın bir zamanda.