“…Sizin devrimcilerinizi ökçemiz altında ezeceğiz, yüzlerinizin üzerine basa basa yürüyeceğiz. Dünya bizimdir. Biz dünyanın hakimleriyiz ve böyle kalmaya kararlıyız. Emekçiler ordusuna gelince… Onlar, tarih başlayalı beri pisliğin içindeler. Ve ben tarihi doğru bilirim. Ben, biz ve bizden sonra gelecekler iktidarı ellerinde tuttuğu sürece de pisliğin içinde kalmaya mahkûmdur. Bu sözcüğü iyi belleyin: İktidar. Diliniz uyuşuncaya kadar yineleyin bu sözcüğü bakayım: ik-ti- dar…” Sorun yanıtlandı dedi Ernest. “Verilecek tek yanıt buydu. İktidar. Biz işçi sınıfının öğütlediği, inandığı da budur. Deneyimlerimizle, hem de acı deneyimlerimizle biliyoruz ki, insanların ileri sürdüğü hak iddiası, adalet iddiası size hiç bir vakit dokunamaz. Sizin yürekleriniz, altında suratlarını ezdiğiniz ökçeleriniz kadar sert. Bu yüzden iktidarı ele geçirmeyi öğreniyor ve öğretiyoruz.”
Niye hiçbir sokağın caddenin, meydanın, köyün adı aynı kalmıyor, sürekli değiştiriliyordu acaba? Tarihten kaçmak için mi? Her şeye sıfırdan başlamak için mi?
Birilerinin saçma iktidar mücadelesi yüzünden,insanlar birbirine kavuşamıyor,acılar yaşanıyordu. İnsanların mutluluğu iktidar oyunları arasında ne kadar zavallı bir konu haline geliyordu.