"Yoldaşlar," dedi. "Anlaşılan, biz domuzların çiftlik evindeki yataklarda yattığımızı duymuşsunuz. Neden yatmayalım ki? Umarım, yatağı yasaklayan bir buyruk olduğunu sanmıyorsunuzdur! Yatak,yatıp uyunan yerdir. Böyle bakıldığında, ağıldaki saman yığını da yatak sayılır.Buyrukta, bir insan buluşu olan çarşaf yasaklanıyordu. Biz de çiftlik evinin yataklarındaki çarşafları kaldırdık,battaniyelerle yatıyoruz. Üstelik yataklar çok rahat! Ama inanın bana, bugünlerde bir sürü konuda kafa patlatmak zorunda kalan bizler için bir yatak çok görülmemeli. Bu rahatlığı bize çok görmezsiniz, değil mi yoldaşlar? Görevlerimizi yerine getiremeyecek kadar yorgun düşmemizi istemezsiniz herhalde. Hiç sanmıyorum ki,içinizde Jones'un geri dönmesini isteyen olsun!"
"Ama bunu büyükler oynar,canımın içi," diyecektim. "Ve üç kişiyle oynanır.Dördüncü katılırsa oyun değişir ve ikili takımlar halinde oynanır.Sonra, 'ikili'lerden birine,üçüncü biri katılır ve böylece bazıları anlar ki,asıl olan birdir ve bir esastır. Fakat nedense bir'i yarım sayar ve iki yaparak tamamlamaya çalışırlar.İki lanet bir sayıdır,kendine yetmez,hep üçe koşar ve sonra sil baştan."