Gel geceyi giyelim seninle.
Ayın kıçına kıçına,
Mevsimlerin kışına vuralım kendimizi,
Sabah güneşin yatağında uyanalım,
Kollarında kalalım bütün günlerin…
Anne eli öpünce dudaklarını oraya bırakan,
Yaşamaya çıkarken alın yazısını evde unutan,
Mavi gömleğinde kurdeleler kurutan,
Bir sonbahar çiçeğiyim kendi içimde.
Anne eli öpünce dudaklarını oraya bağışlayan,
Bir çocuk gibi saf oluyorum yeniden sevince.
İçimdeki çocuğun yüzü bahara bakan,
Utangaç bir çiçeğin tazeliğinde.
Üstelik bekaretini vermiş güneşe
Rüzgar oynamış dalları meyveleriyle
Yağmur bile boşalmış sel gibi üzerine..
Alın yazımı okuyacak bir sese,
Susarken beni anlayan bir bakışa,
Gözlerimin derinliğinde yüzen bir denize,
Her gece beni özüyle öpen,
Ona bal yapıp petek filiz verebileceğim,
Geceleri yalnızlığımı emzirip, gönlünü doyurabilecek,
Yağmur sel yemiş olgun bir çiçeğe ihtiyacım var sadece.
Ona toprağım,
Toprağım ona sadece.
Rako Yusuf Ağar.