Asla bitmeyen bir yolculuktu bu, bir bardak suyun bir başka bardaktakine benzediği gibi birbirine benzeyen adamlarca tekrar tekrar başlanan bir yolculuk. Rengi anlaşılamayan yüzleri, sandaletlerden dışarı taşan ayrık parmaklarıyla koca koca ayakları, seyrek saçları, zayıf ama dirençli bedenleriyle bu adamlar hep birbirinin aynıydı. Yorgun yüzlerinden güzelliğin esamesi okunmayan kadınlar hep birbirinin aynıydı. Umutsuz hayatlarıyla Caatinga çölünü doldururlardı; acı dolu haykırışlarıyla, kendileri geçer geçmez dikenlerin kapatacağı patikalar aça aça ilerlerlerdi.