Sayfa sayısı oldukça az tiyatro türü eser. Az söz ile çok şey söylemeyi çok düşünmeyi yine çok ustaca yapılmış bir eser daha. Okuyucuya Abdulhamid Han'ı anlatmayı eserler savaşlar zaferlerle hükmettiği yerlerle anlatsa bu kadar etkili olur muydu bilmiyorum hiç övmeden övmüş yazar Abdulhamid Han'ı derin cümleler kurmadan derinlere götürmek diyebilirim. En sevdiğim kısım "Abdülhamid Han'ın bir yahudi ile diyaloğu, Filistinden bir çiftlik büyüklüğünde küçücük bir toprak isteyen Yahudiye tokat gibi cevabıyla manevi değerleri korumak için verdiği o asil, mücadeleci, vakarlı duruşu çok hoşuma gitti "Sana kurabiye büyüklüğü kadar bile toprak vermem filistinden" Beni hüzünlendiren sahne ise beylerbeyi sarayındayken görevli askerin gelip Selanike sürgün edildiği haberi geldiğinde geçen diyolog yine çok güzel bir cevap ile gönüllere bir kez daha müslüman duruşu vatan sevgisini en güzel şekilde yerleştirecek tarzdaydı. Tek gayesi Allah olan onun rızası dışına çıkmamak için mücadele eden, en sonunda kendininde tanımı ile merhameti sebebiyle hüsrana uğradığını anlatıp gelecekteki nesile ise yinede merhameti merhamet etmeyi bırakmamayı vurguladığı sahnede çok güzeldi. Son sahneleri dua sahneleriydi ve çok ihlas dolu sözler içeriyordu kibirden riyadan uzak sadece aciz kul olarak huzurda seccade üstünde Allah'a yakarış, tek kendine değil devletinin tekrar ayağı kalkacağı gün için dua etti Allah'ın ismi esma-ül hüsnaları ile kendisi göremese de devletinin tekrar muvaffakiyet elde etmesi için dualar etme sahnesi ayırca güzeldi.