Bu kitap, yine Balou Sıradağlarında bulunan bir köyün megakent olma yolundaki hikayesini mizahi, didaktik çoğunlukla da hazin bir dille ele alıyor.
Song Hanedanlığı döneminde, eski başkent Luoyang'ın 70 kilometre güneybatısındaki Gaoyi ilçesi ortasında bulunan Funiu Dağı'nın en yüksek tepesinde hâlâ jeotermal hareketlilik bulunup, volkanik patlamalar olmakta. O yörede yaşayan insanlar bunun terimsel açıklamasını bilmedikleri için kendi yaşadıkları yere "Patlama" demişler.
Yuan Hanedanlığı döneminde Patlama köyünün nüfusu 100 kadar görülüyor. Ming Hanedanlığı döneminde 500'e çıkan köy nüfusu Qing Hanedanlığı refahın düşmesiyle Çin'in farklı yerlerine dağılır. Cumhuriyet döneminde köye tekrar tek tük insan gelmeye başlar. Köyde en çok görülen soyadlar "Kang" "Zhu" ve "Cheng" soyadlarıdır. 1949'la beraber kurulan Yeni Çin'in bir simülasyonudur aslında Patlama Köyü.
Uzakdoğu edebiyatında okuduğum romanlar, özellikle Çin edebiyatı romanları, uzun soluklu, durağan ama çok yoğun anlamlı romanlar oldu benim için. Bu kitapta, 100 nüfuslu köyün, 20 milyonluk megaşehir olma serüvenindeki hazin "patlama"yı görüyoruz. Bu kitap, bence bir hazine niteliğinde. Durgun, sakin, uzun ve anlamlı Uzakdoğu romanlarını okumayı sevenler için tavsiye ederim.