Mezarın içinde ne kadar tutkulu, ne kadar günahkâr ve isyankâr bir yürek saklı olursa olsun üzerinde büyüyen çiçekler bize masum gözleriyle sakin sakin bakarlar: Onlar bize sadece sonsuz huzuru değil, “kayıtsız” doğanın büyük huzurunu değil, sonsuz barışmayı ve sonsuz yaşamı da anlatırlar...
Gençlere özgü “belki de olur” düşüncesi, mutluluğu tatmak, gücünü tek başına, hiç kimsenin koruyuculuğu olmadan sınamak için duyduğu gizli istek sonunda galip geldi.
İşte burada saman yığınının gölgesinde yatıyorum... Daracık bir yer işgal ediyorum, içinde bulunmadığım, beni ilgilendiren bir işin olmadığı geri kalan boşlukla kıyaslandığında bir damlacık bir yer ve yaşayabileceğim zaman bölümü, benim içinde olmadığım ve olmayacağım sonsuzluk karşısında öyle küçük ki...
Çeşitli hayal meyal duyguların etkisi altında, yaşamın geçip gitmekte olduğunun bilinci ve yenilik isteğiyle kendisini o bilinen çizgiye kadar gelmeye zorlamış, bu çizginin ötesine bakmak zorunda bırakmış ve orada derin bir uçurum da değil, bir boşluk ya da bir çirkinlik görmüştü.