Tıpkı mağara benzetmesinde olduğu gibi gerçek varlık "külli akıl"dır ve "Sözcükler" bu "mutlak" dünyanın gölge resimleri kabul edilir. Örneğin, Nasıruddin bu konuyu şöyle dile getirir:
"Nassın zahiri tefsiri, inancın bedenidir.
Ne ki derin tefsir, onun ruhu mesabesindedir,
Sorarım size: Ruhsuz beden nasıl yaşayabilir?"
Anadolu Moğol işgali altındayken Mevlana da kendisinin bu zorluklara dayanmak için Yedi Uyurlar gibi bir uykuda olduğunu söyler. Sonuç olarak,Tanrının kendisine inananları koruyacağına olan inanç, bir "grup bilinci" oluşturur ve bu dünya için insanlara umut verdiğinden gerek İslamlaşma gerekse Hıristiyanlaşma sürecinde ya da zorlukların yaşandığı diğer zamanlarda çokça işlenen temalardan biridir.