Estragon: Önce kemiği isteyelim. Eğer reddederse orada bırakırız onu.
Vladimir: Bizim merhametimize mi kaldı demek istiyorsun?
Estragon: Evet.
Vladimir: Ve hizmetlerimizi belli koşullara bağlamamız gerek, öyle mi?
Vladimir: Bütün bildiğim, bu koşullar altında, saatlerin uzun olduğu ve bizi- nasıl söylesem- alışkanlık haline gelene kadar, akla uygun görünen hareketlerle, kendileriyle oyalanmaya zorladıkları. Bunun aklımızın batağa saplanmasını engellemek için olduğunu söyleyebilirsin şüphesiz. Ama o zaten korkunç derinlikleri hiç bitmeyen gece içinde uzun süredir dolanmıyor mu? Arada bir merak ettiğim bu. Düşünmemi izleyebiliyor musun?
Vladimir: Bekliyoruz. Sıkılıyoruz. [Elini kaldırır.] Hayır, itiraz etme, ölesiye sıkılıyoruz, bu açık. Tamam. Farklı bir şey oluveriyor, o zaman ne yapıyoruz? Hiç karışmıyoruz, kuruyup gidiyor… Bir anda her şey yok olacak ve bir kez daha hiçliğin ortasında yalnız kalacağız!