Saatleri Ayarlama Enstitüsü, modernleşmenin, zamanın ve bireysel kaygıların iç içe işlendiği, oldukça zekice kurgulanmış bir roman. Okurken bir yandan gülebiliyor öbür yandan da kendi yaşamınızdaki düzen ve zaman algısını sorgulayabiliyorsunuz. İşlevsellik yönü oldukça iyi.
Roman, Enstitü adı verilen bir kurum etrafında şekillense de, aslında bireylerin, toplumsal normların ve modern dünyanın karmaşasını özgün bir şekilde yansıtıyor.
Karakterler, hem kendi zaaflarıyla hem de çevrenin beklentileriyle yüzleşiyor. Yazar, bu yüzleşmeleri ironik ve mizahi bir dille biz okurlara sunarken bizleri hiç sıkmadan, aksine merakla sayfaları çevirmeye yönlendiriyor.
Başlarken yabancı sözcüklerle karşılaşmak da var işin içinde. O yüzden bu sözcükleri not edip anlamlarına bakmak okuma hızınızı biraz düşürebilir ve biraz da zaman kaybı yaşatabilir.
Okuduğunuzda sadece bir hikayeyle karşılaşmadığınızı fark ediyorsunuz.Modern dünyanın temposunu, bireyin konumunu ve zamanın anlamını düşündüren bir yolculukta buluyorsunuz kendinizi. Her okunuşta farklı detaylar fark ediliyor. Bu yüzden bence,kitabın değeri yıllar geçtikçe daha da artıyor. Okumayı sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.
"Araya menfaatlerimiz girmeyince hâdiseleri elbette başka türlü, daha realist bir gözle görmeye, hakikaten daha uygun şekilde anlamaya ve yorumlamaya başlarız."
Tam da bu noktaya geldi işler: Aslında olayları doğrudan değil, menfaatlerimiz yüzünden zihnimizin süzgecinden geçirerek görme alışkanlığımız epey arttı.