Emre

Emre
@ReadsForFreedom
1984
Açıkçası, Parti'nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılyordu. Gerçekliğin en açık biçimde çarpıtılması böylelerine kolayca benimsetilebiliyordu, çünkü kendilerinden istenenin iğrençliğini hiçbir zaman tam olarak kavrayamadıkları gibi, toplumsal olaylarla yeterince ilgilenmedikleri için neler olup bittiğinide göremiyorlardı. Hiçbir şeyi kavrayamadıkları için hiçbir zaman akıllarını kaçırmıyorlardı.
Sayfa 172 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
1984
Burada söz konusu olan, cinsel içgüdünün, Parti'nin denetleyemediği, kendine özgü bir dünya yarattığı için elden geldiğince yok edilmesi gerektigi değildi yalnızca. Daha da önemlisi, cinselliğin bastırılması isteriyi tetikliyordu; bu da Parti'nin istedigi bir şeydi, çünkü savaş coşkusuna ve öndere tapmaya dönüştürülebiyordu. Julia bunu şöyle yorumluyordu: "Seviştiğin zaman içindeki enerjiyi boşaltırsın ; sonra da kendini mutlu hisseder ve hiçbir şeyi izlemezsin. Ama senin bu halin onların hiç hoşuna gitmez. Her zaman enerji yüklü olmanı isterler, Bütün o yürüyüşler bağrını yırtarcasına bağırış çağırışlar, bayrak sallamalar ekşiyip bozulmuş cinsellikten başka bir şey değildir. Gönlün ferah, keyfin yerindeyse, Büyük Birader'miş, Üç Yıllık Planmış, İki Dakika Nefretmis, bütün o iğrençlikler neden kendinden geçirsin ki seni?"
Sayfa 148·Kitabı okudu
Edebiyat
1984
Biraz ileride, göz hizasındaki bir dala bir ardıçkuşu konmuştu. Herhalde onları görmemişti. Ardıç Kuşu gün ışığında, onlar ise gölgedeydiler. Kanatlarını iki yana açtıktan sonra özenle kapattı, güneşi selamlarcasına başını eğip kaldırdı ve bir güzel şakımaya başladı. Ikindi sessizliğinde insanı şaşkına çeviren bir ses çıkarıyordu. Winston ile Julia büyülenmişçesine birbirlerine sarıldılar.
Sayfa 138 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
1984
Tele-ekranlar sabahtan akşama kadar sayıp döktükleri iç bayıltıcı istatistiktiklerle insanların artık daha çok yiyecek, daha çok giysi daha iyi evler daha çok eğlence olanağı bulabileceklerini elli yıl önceye oranla daha uzun yaşayıp daha az çalıştiklarını, daha yapılı, daha sağlıklı, daha güçlü, daha mutlu, daha zeki olduklarını, daha iyi eğitim görduklerini kanıtlamaya çabalıyordu. İşin ilginci, bu söylenenleri doğrulamanın da, çürütmenin de mümkün olmamasıydı. Örneğin, Parti, bugün yetişkin proleterlerin yüzde kırkının okuma yazma bildiğini ileri sürüyordu, söylenenlere bakılırsa, bu oran Devrim'den önce yüzde on beşi geçmiyordu.
Sayfa 85 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat