Emre

Emre
@ReadsForFreedom
1984
Burada söz konusu olan, cinsel içgüdünün, Parti'nin denetleyemediği, kendine özgü bir dünya yarattığı için elden geldiğince yok edilmesi gerektigi değildi yalnızca. Daha da önemlisi, cinselliğin bastırılması isteriyi tetikliyordu; bu da Parti'nin istedigi bir şeydi, çünkü savaş coşkusuna ve öndere tapmaya dönüştürülebiyordu. Julia bunu şöyle yorumluyordu: "Seviştiğin zaman içindeki enerjiyi boşaltırsın ; sonra da kendini mutlu hisseder ve hiçbir şeyi izlemezsin. Ama senin bu halin onların hiç hoşuna gitmez. Her zaman enerji yüklü olmanı isterler, Bütün o yürüyüşler bağrını yırtarcasına bağırış çağırışlar, bayrak sallamalar ekşiyip bozulmuş cinsellikten başka bir şey değildir. Gönlün ferah, keyfin yerindeyse, Büyük Birader'miş, Üç Yıllık Planmış, İki Dakika Nefretmis, bütün o iğrençlikler neden kendinden geçirsin ki seni?"
Sayfa 148·Kitabı okudu
Edebiyat
1984
Biraz ileride, göz hizasındaki bir dala bir ardıçkuşu konmuştu. Herhalde onları görmemişti. Ardıç Kuşu gün ışığında, onlar ise gölgedeydiler. Kanatlarını iki yana açtıktan sonra özenle kapattı, güneşi selamlarcasına başını eğip kaldırdı ve bir güzel şakımaya başladı. Ikindi sessizliğinde insanı şaşkına çeviren bir ses çıkarıyordu. Winston ile Julia büyülenmişçesine birbirlerine sarıldılar.
Sayfa 138 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
1984
Tele-ekranlar sabahtan akşama kadar sayıp döktükleri iç bayıltıcı istatistiktiklerle insanların artık daha çok yiyecek, daha çok giysi daha iyi evler daha çok eğlence olanağı bulabileceklerini elli yıl önceye oranla daha uzun yaşayıp daha az çalıştiklarını, daha yapılı, daha sağlıklı, daha güçlü, daha mutlu, daha zeki olduklarını, daha iyi eğitim görduklerini kanıtlamaya çabalıyordu. İşin ilginci, bu söylenenleri doğrulamanın da, çürütmenin de mümkün olmamasıydı. Örneğin, Parti, bugün yetişkin proleterlerin yüzde kırkının okuma yazma bildiğini ileri sürüyordu, söylenenlere bakılırsa, bu oran Devrim'den önce yüzde on beşi geçmiyordu.
Sayfa 85 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
1984
Özgürlük kavramı ortadan kaldırıldıktan sonra 'özgürlük köleliktir' diye bir slogan kalabilir mi? Düşünce ortamı tümden farklı olacak. Aslına bakarsan, bugün anladığımız anlamda bir düşünce olmayacak. Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık bilinçsizliktir." Winston, birden, yürekten inanarak, çok sürmez Syme'ı buharlaştırırlar, diye geçirdi aklından. Çok zeki her şeyi çok açık seçik görüyor ve sözünü sakınmıyor. Parti böylelerinden hoşlanmaz. Bir gün ortadan kaybolacak.
Sayfa 64 - Can Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
1984
Basınçlı boruların gittiği görünmez labirentte neler olduğunu ayrıntılarıyla bilmiyordu, ama sonuçta ne ol duğunu biliyordu. Times'ın belirli bir sayısında gerekli görülen tüm duzeltmeler bir araya getirilip harman edilir edilmez, o sayı yeniden basılıyor, asıl nüsha yok ediliyor ve arşive onun yerine düzeltilmiş nüsha konuyordu. Bu sürekli değiştirme işlemi yalnızca gazeteler için değil , kitaplar, süreli yayınlar, broşürler, posterler, kitapçıklar, filmler, ses bantları, karikatürler, fotoğraflar, siyasal ya da ideolojik bakımdan önem taşıyabilecek her türlü kitap ve belge için geçerliydi. Geçmiş, günü gününe, nerdeyse dakikası dakikasına güncelleniyordu. Böylelikle, Parti'nin tüm öngörülerinin ne kadar doğru olduğu belgeleriyle kanıtlanmış oluyor, günün gereksinimleriyle çelişen tüm haber ve görüşler kayıtlardan siliniyordu.
Sayfa 50 - Can Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap