Emre

Emre
@ReadsForFreedom
Özel tutkularımızı giderme imkanlarımız ne kadar az olursa kendimizi o nisbette genel tutkulara veririz. Keşişlerin tarikatlarına duyduklan bunca sevgi nereden geliyor acaba? Tarikatın dayanılması olanaksız tarafları olmasından. Manastırların kuralları, alelade tutkuları dayandığı şeylerin tümünden yoksun eder onları, ellerinde de kala kala ruhlarının kıvranmasına sebep olan kurallara karşı duydukları tutku kulır. Bu kurallar ne kadar ağır olursa, yani eğilimlerinden ne kadar azaltırsa, geri kalan eğilimlerine de o kadar kuvvet verir ---- Bu yorumlamayı okuyunca günümüzdeki şu soru aklıma geldi "Menfaati olan insanları bunun dışında tutarsak, günümüzde hangi dinden olursa olsun insanları, tarikatlarin oldukça zor (ve kimilerine göre de mantıksız) olan ritüellerini yaptırtan inanç nereden gelmekte? " Bu sorunun cevabıni Montesquieu merkezinde yorumlarsak aslında bunun daha önce bahsi geçen gurur olduğunu görürüz. Bir nevi bu "Bakin ben bu bu zevklerden uzak durdum, tarikatımın veya grubumun bana söylediği şeyi yapabildim!" demek, kişiye bunun dışında övünç duyacağı başka bir imkan bırakılmaması da Montesquieu'yu doğrulayacak nitelikte.
Sayfa 98 - Toplumsal Dönüşüm Yayınları·Kitabı okuyor
Bugün 3 ayrı ya da aykırı eğitim görmekteyiz: Anamızdan gördüğümüz eğitim, Öğretmenlerimizden aldığımız eğitim, Toplumdan edindiğimiz eğitim, Sonuncu eğitim şeklinde bize söylenilenler ilk ikisinden aldığımız düşüncelerin hepsini yıkar.
Sayfa 89 - Toplumsal Dönüşüm Yayınları·Kitabı okuyor
Eğitim
İstibdat Hükümetindeki Eğitim Üzerine
Saltanat idarelerindeki eğitim, kişinin ruhunu yükseltmeye, istibdat hükümetlerinde ise alçaltmaya çalışır . Eğitim böyle bir hükümet şeklinde köleliği öğretmeli. İşin başına geçildiği zaman bile böyle bir eğitim almış olmak bir nimettir; çünkü, hiç kimse aynı zamanda köle olmadan tiranlık edemez Aşırı itaat, itaat edenin bilgisiz olmasını gerektirir, hatta işin başında bulunanın bile böyle olmasını gerektirir, danışmaya, şüphe etmeye, düşünüp taşınma ihtiyacı yoktur. Sadece ister, işte o kadar. İstibdat idarelerinde her aile kendi başına bir imparatorluktur. Şu halde, asıl görevi, başkalarıyla yaşamayı öğretmek olan eğitim burada son derece sınırlanmıştır: Kalbe korku, ruha da dinle ilgili çok basit birkaç ilke vermekten ibaret kalır. Bilgi tehlikeli, rekabet uğursuzdur.
Sayfa 88 - Toplumsal Dönüşüm Yayınları·Kitabı okuyor
Ama nezaket, kaynağını, böyle bu derece arı bir yerden almayı adet edinmiş değildir. Nezaket daha çok kişinin kendini göstermek isteğinden doğar. Gururlu olduğumuz için nazik oluruz: Bayrağı olmadığımızı, üstelik her çağda ve her yaşta insanların kendilerinden uzaklaştırdıları kişilerle beraber yaşamadığımızı gösteren davranışlarımızın olması gururumuzu okşar. Saltanat idarelerinde nezaket saraya mal edilmiştir. Aşırı derecede üstün olan kişi geri kalan insanlar seviyesini düşürür. Onun için herkes birbirine saygı gösterir, saygı, kendine saygı gösterilen kişinin hoşuna gittiği kadar gösteren kişinin de hoşuna gider, nezaket de buradan doğar işte çünkü, bu tarz davranış saraya mensup olduğunuz ya da mensup olmaya layık olduğunuzu gösterir.
Sayfa 85 - Toplumsal Dönüşüm Yayınları·Kitabı okuyor
Bir milletin genel olarak bir ilkesi varsa, o milleti meydana getiren bölümlerinde yani ailelerin de aynı ilkeyi benimsemeleri gerek. Şu halde her hükümet seklinde eğitim kanunlarını birbirinden ayırmak zorundadır . Saltanat hükümetlerinde bu kanunların konusu şereftir, Cumhuriyetlerde fazilet: istibdat idarelerinde de, korkudur.
Sayfa 83 - Toplumsal Dönüşüm Yayınları·Kitabı okuyor