AMOK KOŞUCUSU - STEFAN ZWEİG
5/5
"Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz."
Amok Koşucusu doktor olarak yardıma ihtiyaç duyan bir insana el uzatmanın vicdani yükümlülüğüyle kendi karmaşık duyguları arasında sıkışıp kalan bir adamın hikayesidir. Hollanda Doğu Hint Adaları’nda görev yapan bir doktor, dara düşüp kendisine başvuran çok zengin bir kadının “yardım” talebini geri çevirir. Zira kadının mağrur ve hesapçı tavrı karşısında büyük bir öfkeye kapılmış, gururuna yenik düşmüştür. Ancak söz konusu olan insan hayatıdır. Kısa süre içinde pişmanlığın pençesine düşer. Kadına yardım etmeyi saplantı haline getiren doktor, Malezya halkında rastlanan bir nevi öldürücü delilik olan amokun etkisi altına girer.
Peki Amok koşucusu nedir? Bir tür çıldırma durumudur. Bu tabir, bugün dünyanın her yerinde benzer cinnet olaylarında faili tanımlamak için kullanılır. Kökeni bir çeşit intihar saldırısı geleneğine dayanır. Amok koşucusu sonuna kadar savaşır sonunda savaştığı şey uğruna ölür. Eminim hepimizin de farkında olmadan Amok koşucusu durumuna düştüğü anlar mevcuttur.
İlk sayfalarda sıradan bir yardım etme hikayesi gibi gözüksede ilerledikçe konunun sizi tamamen içine çektiğini fark edecek, duygudan duyguya sürükleneceksiniz. Ve tabiki bir adam bir kadının ruh halini duygularını nasıl böyle mükemmel ifade etmiş diye şaşıracaksınız. İlk satırlardaki kaza nasıl başlamış gelişmiş ve nelerle sonuçlanmış diye merak ediyorsanız cevabı bu kısacık ama dopdolu 80 sayfanın içinde. Şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Sevgiyle ve kitapla kalın ❤
"Dört duvar bir çatıyı evin yaparsan altında kalırsın, bir insanı evin yaparsan; evin üzerinden geçebilir bile, işte o zaman ölümü diler sağ kalırsın."