Bazen insandan çok hikayesi etkiler sizi, bazende bizzat kendisi. Kişiyi yaşadıklarından nasıl ayırabiliriz diye düşünülebilir, ama ayrıdır.
Yaşam bizim dışımızdadır, biz olmasakta akar kendi başına. Bazıları kader diyor bunun adına.
Kader ; kim bulmuşsa bu açıklamayı, iyi bir iş yapmış. Hakikat olup olmamasının bir anlamı yok, kader bizi rahatlatır, felaketlere göğüs germemizi sağlar, çıldırmaktan alıkoyar..
Eskiden İstiklal Caddesi'ne en güzel elbiselerini giyerek çıkarmış insanlar.
Baksana şu evlerin güzelliğine, şimdi bile fark ediliyor..
Gözlerim yıkımı bekleyen talihsiz binaları taradı. Bir zamanlar bu evlerde yaşayan İstanbulluları hatırladım,onların bu şehre, kültürümüze kattıklarını. Sahiden de lanetlenmiş gibiydi bu semt.
Çekilen acılardan sonra uğursuz rüzgarların eksik olmadığı bir belde gibi.
Şehrin dokusuna müdahale edilmişti, sadece binalara değil, insanların hayatına da..
Bu meşum viranelik, İstanbul'un göbeğindeki bu getto, o toplumsal histerinin, o devlet intikamının bir bedeliydi..