“Kimsenin beni tanımasını istemiyorum. Ne kadar az tanınırsam o kadar rahat olurum. Böylece kimse beni sormaz, beni göstermez, beni durdurup olan biten hakkındaki fikrimi öğrenmeye çalışmaz. Birisinin gelip bana, 'Mahmud Bey, olup bir tane hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Filistin'deki olaylar nereye doğru gidiyor?' diye sorduğunu düşünsene, çıldırırdım. Böyle girift bir sorunu kim çözebilir? Öyle bir mevzu ki bu içinde yok yok. Filistinli köylüler, onların şehirlerdeki ve kırsaldaki liderleri, köylerdeki fakirlik, şehirlerdeki zenginlik, Yahudilerin getirdiği Avrupa'nın sanayi üstünlüğü ve Türklerin bu toprakların halkına bıraktığı her konuda geri kalmışlık mirası. Bir yandan, karışık ve tutarsız hedefleri olan, bitmek tükenmek bilmeyen anlaşmazlıklarıyla onlarca siyasi partinin yol açtığı kaos var. Diğer yandan tek amaçları Filistin'i işgal etmek ve halkını defetmek olan iyi organize olmuş Yahudi örgütler. İçinde biz Araplar, İngilizler ve Yahudiler olan bu denklemi kim çözebilir?"
“Nuh! Fatma’yla nişanlandıktan sonra ineklerin için verdığin savaşı kaybettiğini söylediğin günü hatırlıyor musun? Bugün sana şöyle demiştim: ‘Hayır, kaybetmedin çünkü saldırdığında kazanmak istemiyordun sadece hakkın olanı geri almak istiyordun.’ Ben hiçbir zaman kimseyi mağlup edeyim diye savaşmadım. Her zaman tıpkı senin gibi hakkım olanı korumak için savaştım. Ama artık sıvışarak kaçmak istemiyorum. Onlara söylemek istediğim tek şey şu: ‘ Ben zafer kazanmak için savaşmıyorum, hakkım olanı kaybetmemek için savaşıyorum.”
Hacı Halid, kendisi için açılan mezarın başında durdu. Önce kendisini çağıran ama sonra vazgeçen toprağa dikkatle bakıyordu. Çukura bakarken ellerinin vücudunda gezdirince yaşadığını anladı ve gözyaşlarına boğuldu. Sanki hayatta kalmamış da, bedenini kaybettiği için yetin kalan ve bu yüzden acı çeken ruhuymuş gibi ağlıyordu.
İnsanlar Mekke’den dönen hacılara hikmet ehli, görüşlerine itimat edilecek biri olarak davranırdı. Köylüler hacdan dönenleri ahlakça ve mertebece en yüksek mevkiye koyardı. Gerçi bu durum sürekli olmazdı. Hacdan gelen kişi eski hayatını anımsatacak kötü bir tavır sergiler ya da ahlaksızlık yapacak olursa insanlar onun haccının makbul olduğundan kuşkulanmaya başlardı.