Bu yılın ilk yarısında okuduğum en iyi kitap olabilir!
Nils Vik’in Öldüğü Gün, basit bir insanın aslında hiç de basit olmayan hayatını; sevgi, acı ve mutluluk gibi gerçek duyguları okuyucuya geçirerek yalnızca 150 sayfada anlatmayı başarıyor.
İskandinav edebiyatının en sevdiğim yanı, derdini çok sade ve gerçek bir şekilde anlatabilmesi. Bir de çeviri iyi olunca ortaya gerçekten tadından yenmez bir eser çıkıyor.
Kısaca kitaptan bahsedecek olursam; 72 yaşındaki Nils Vik, bir gün o günün hayatının son günü olduğuna karar verir ve feribotuyla son bir sefere çıkar. Bu sefer boyunca geçmişindeki kırılma noktalarını oluşturan insanlar ve ilk yolcusu olan köpeği Luna onu yalnız bırakmaz. O ise karısı Marta ile tekrar karşılaşacağı o anı beklemektedir.
Beni özellikle etkileyen bölümler; Luna’yı köpek katliamından kurtardığı bölüm, kızlarıyla olan bölümler ve kardeşiyle yaşananların anlatıldığı kısımdı. Özellikle kardeşinin hikayesi beni darmadağın etti.
Kitap boyunca aslında iyi, onurlu ve vicdanlı bir insan olmak için çabalamanın azameti anlatılıyor.
Belki kitabın tek kusuru, 150 sayfa için fazla fazla karakter barındırması. Bir süre sonra bazı karakterleri unutabiliyorsunuz. Ama sanırım öldüğümüz gün bizim kayığımıza da az insan binmeyecek.
Şiddetle öneriyorum.
Yeni kitaplarda görüşürüz
#nilsvikinöldüğügün #metis #frodegrytten #neokudum