"Delphoi tapınağında kazılı ünlü bir yazı vardı: KENDİNİ TANI! İnsanların kendilerini insandan daha fazla bir şey saymaması gerektiği ve hiç kimsenin kaderinden kaçamayacağı anlamına geliyordu bu."
Jack London'un kalemini çok sevdim. Yazar, distopik bir eser yazmasına rağmen, çok gerçekçi tahminlerde bulunmuş. Bana covid-19 dönemini hatırlattı. Allah'tan sonumuz kitaptaki gibi olmadı.
Dil, ulusal kültürümüzün ana öğelerinden biri olduğuna göre dilin özleşmesi bir bakıma kültürde de öze dönmek olacaktı. "Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür" diyen Atatürk, kültürü "Okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, anlağı eğitmektir" biçiminde tanımlıyordu. Bu tanımda herkesin kolaylıkla konuşup anlaşabileceği, yazacağı ve okuyup anlayacağı ortak dilden, özleşen Türkçeden söz edildiği açıktır. 1936'da toplanan Üçüncü Türk Dili Kurultayı'na sunulan çalışma yazanağında Dil Devrimi'nin bu yönü şu satırlarla belirtilmişti: "Türk Dil Devrimi'nin uygulamadaki dileği, yazı dilimizle konuşma dili arasındaki uçurumu ortadan kaldırmak, böylece Cumhuriyet Türkiyesi'nde herkesin kolaylıkla okuma yazma öğrenmesine, okuduğunu anlamasına, düşündüğünü yazmasına meydan açmaktır."