Adalet ne? Şu güçlülere bir bakın hele, nasıl sığınırlar
servetlerinin arkasına,
nasıl yasalar, fermanlar çıkartıp onları kılıç diye kullanırlar,
acılarınızdan çaldıkları paralarla nasıl tuzaklar kurarlar size,
ellerindeki sınırsız güçlerle nasıl emeğe esir ederler sizi,
nasıl çalıştırırlar hayvanlar gibi, tutarlar boyundurukta
yaşamınızı.
Basık, pis meyhanede, günün dumanlı pencerelerden girip
soluklaşarak durakladığı sıkıntılı tahta sıralar üstünde,
kederli uzun masaların gerisinde, umutsuz umutsuz oturur
solgun suratları asık bi sürü toplum dışı serseri;
yoksul ve kuşkulu çocukları proleteryanın.
Ne yazık, yeni şarkıları rüzgar aldı götürdül
Bu topraklar duymadı bile o şarkıları.
Kan ağladı bu topraklar, karıştı göz yaşları ırmaklara,
karıştı rüzgarlara hıçkırıkları!
...
Bizim oğullarımızdır
onların eli kolu.
Ellerimiz çoğaltır paralarını.
Geçer ömürleri rahatçacık
el sürmeden bir işe.
Har vurur harman savururlar
bizim on yılda verdiğimiz emeği
onlar bir gecede.
Oysa sömürmek de yetmez
onları böyle öldüresiye,
doymaz bir türlü gözünüz!
Her şey sizin elinizde,
her şey, ne durursunuz?
Haydi, ağır vergiler koyun,
kurulun kocaman koltuklara,
yargıçların işini de siz görün,
haydi, ne durursunuz,
soyun insancıkları, soyun!