Katre-i Vefa

Katre-i Vefa
@Revaa
Aşık Veysel evli olduğu zamanlarda eşi başka bir adama aşık olur ve kaçmaya karar verir. Gece uyumak için yataklarına girdikten sonra eşi kalkar, bohçasını da aldıktan sonra pabuçlarını giyer ve ardına bakmadan kaçmaya başlar. Biraz aradan sonra ayağına bir şeyin vurduğunu fark eder. Pabuçlarını çıkarttığında gördüğüne inanamaz. Aşık Veysel’in tüm parası oradadır. kaçacağını anlayıp sahip olduğu her şeyi eşine bırakmıştır. Ayrıca parayla beraber bir kağıt bulur ve o kağıtta şu yazar ; “Al bu para ananın ak sütü gibi helal olsun, gittiğin yerde kendini ezdirme. Bir de güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa … ” Ruhun Şâd Olsun Aşık Veysel Şatıroglu..
Reklam
Gel be gel iste.. Küfrüm Tövbeme karışsın Aklım fikrime.. Öyle bir gelki bana.. Nefes nefese... CEMAL SÜREYA ""İstisna bir yara gibi kal bende Hayra yorulan düşlerim ol, Böl gecemi, Destursuz gir mabedime Şifa niyetine dokun yüzüme... Olsun, Bam telime bas, Korkma, Kuralları boz!
Bazen insanoğlu hayatın bu koşturmasından bunalıyor, durup bir nefes almak istiyor ve o nefes alırken her şeyin kaçacağından korkuyor ama o koştururken hayatın ellerinden kaçıp gittiğinin farkına varmıyor. İşte böyle anlarda akışına bırakmak gerekiyor. Her şeyi...  Zamanı yakalamaktan vazgeçip zamanı yaşamayı bilmeliyiz... Anı yasamaniz ümidiyle..
KÖRLERİN FİLİ TARİFLERİ
Altı tane kör adamı bir filin yanına getirirler. Her birisini filin farklı bir yerine götürürler ve onlardan, elleriyle fili tutmalarını isterler. Sonra da, tuttukları bu şeyin “neye benzediğini” tarif etmelerini söylerler. Körlerden bir tanesi, filin kuyruğunu tutmuştur ve şöyle söyler: “Fil bir halata benziyor.” Bir diğeri, filin hortumunu tutmuştur ve şöyle söyler: “Fil, iri bir yılana benziyor.” Üçüncüsü, filin dişlerini tutmuştur ve şunları söyler: “Fil, bir mızrağa benziyor.” Dördüncü kör, filin gövdesini tutmuştur, o da şunu söyler: “Fil, bir duvara benziyor.” Beşinci kör, filin kulağını tutmuştur ve şöyle söyler: “Fil, büyük bir yelpazeye benziyor.” Altıncı kör ise, filin bacağını tutmuştur ve şunları söyler: “Fil, bir ağaca benziyor.” Hepsi, filin farklı bir özelliğini dile getirmişler. Zihinlerinde filin bütünsel bir resmi olmadığı için, elleriyle deneyimledikleri şeyin “ne olduğu” konusunda hiçbir fikirleri bulunmuyormuş.
FARKINDA MIYIZ???? Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı. Daha büyük evlerde, ama daha küçük ailelerle yaşıyoruz. Konforumuz arttı, ama zamanımız daraldı. Diplomamız bol, ama sağduyumuz az. Uzmanlıklar arttı ama problemler çoğaldı. İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı. Çok para harcıyoruz, ama az gülüyoruz. Akşam geç geliyoruz, sabah yorgun kalkıyoruz. Az kitap okuyor, çok televizyon izliyoruz. Çok konuşuyor ama az gönül veriyor ve bol yalan söylüyoruz. Para kazanmayı öğrendik, ama yuva kurmayı beceremedik. Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz, ama komşumuza uğramak için karşı sokağa geçmiyoruz. Uzaya ulaştık ama kendi iç derinliklerimizden habersiziz. Havayı temizledik ama ruhları kirlettik.