Cennetin Doğusu benim için sadece bir aile hikâyesi olmadı. Kitabı bitirdiğimde karakterler hâlâ aklımdaydı ve özellikle bazılarına karşı gerçekten güçlü duygular hissettim. Samuel Hamilton ve Lee
"Biliyor musun, hayatta pek fazla dileğim olmamıştır, diye söze başladı. "Bir şeyleri dilememeyi çok küçük yaşta öğrendim. Dilemek hak edilmiş hüsrandan başka şey getirmez insana."
Babalarımız hangi eski toprağı bırakıp gelmiş olursa olsun, hepimiz bu özellikleri kalıtımla edinmişiz. Amerikalılar'da her renk ve karışımdan insanın aşağı yukarı eğilimleri aynıdır. Bir cinsiz, tesadüfler sonucu gelişmiş bir cins.
Dolayısıyla fazlasıyla cesur ve fazlasıyla
korkağız, çocuklar kadar iyi kalpli ve acımasızız.
Fazlasıyla arkadaş canlısıyız, ama aynı zamanda yabancılardan korkarız. Hem böbürleniriz hem etki altında kalırız. Hem aşırı duygusal hem gerçekçiyiz. Dünyevi ve maddiyatçıyız... peki idealler uğruna eyleme geçen başka bir millet biliyor musun? Fazla yeriz. Zevksiz İnsanlarız, orantı duygumuz yoktur. Enerjimizi çöp gibi savururuz. Eski topraklarımızda, bizim için barbarlıktan dekadansa, arada bir kültür olmadan geçtiğimiz söylenir...
"Her şey bir günlüktür, hem hatırlayan hem hatırlanan."
"Her şeyin değişimle meydana geldiğini
durmadan gözle;evrenin doğasının en sevdiği şeyin var olanı değiştirmek ve ona benzer yeni şeyler yapmak olduğunu düşünmeye alış.
Çünkü var olan her şey bir bakıma olacak olanın tohumudur."