Zeynep

Çocuk sorabilir: "dünyanın hikayesi ne?" Yetişkin bir adam veya kadın merak edebilir: "Dünya nereye gidecek? Sonu nasıl bitecek, bu arada, yeri gelmişken, hikaye neydi?" Ben dünyanın bir, tek bir hikayesi olduğuna inanıyorum; (...) İnsanoğlu -hayatında, düşüncesinde, açlığında ve hırsında, cimriliğinde ve zalimliğinde ve aynı zamanda iyi kalpliliğinde ve cömertliğinde- bir iyilik-kötülük ağıyla kıskıvrak sarılmıştır. Bence tek hikayemiz budur ve aynı hikaye bütün duygu ve akıl düzeylerinde tekrarlanır. Erdem ve kötülük ilk bilincimizin atkısıyla çözgüsüydü, son bilincimizin de kumaşı olacak; üstelik kıra, ırmak ve dağlara, iktisat ve terbiyeye dayatabileceğimiz bütün değişikliklere rağmen. Bundan başka hikaye yoktur.
Reklam
iki ahlaki yaklaşımla karşı karşıya kaldığınızda eğitiminizin gösterdiği yoldan gidersiniz.
İki oğlanın farklılığı belki en iyi şu şekilde tarif edilebilir: Aron fundalığın ortasındaki küçük bir düzlükte bir karınca yuvasına rastlasa yere yüzükoyun yatıp karıncaların karmaşık hayatını seyrederdi - kimilerinin karınca yollarından yiyecek getirdiğini, bazılarının beyaz yumurtalar taşıdığını görürdü. Yuvadan iki karıncanın karşılaştıklarında antenlerini birbirine değdirerek konuştuklarını görürdü. Saatler boyunca yattığı yerde toprağın işleyişine dalıp giderdi. Oysa Cal aynı karınca yuvasına rastlasa bir tekmeyle paramparça eder, sonra da çılgına dönmüş karıncalar bu felaketin üstesinden gelmeye çalışırken onları izlerdi. Aron bu dünyanın bir parçası olmaktan memnundu, ama Cal illa ki değiştirecekti dünyayı.
Zenginse tembellik sayılmazdı. Sadece yoksullar tembel olurdu. Tıpkı sadece yoksulların cahil olduğu gibi. Hiçbir şey bilmeyen zengin bir adam ya şımarıktı ya da bağımsız.
Gönlünün kapısını kapatır gibi
Ona bir hatıraya gülümser gibi gülümsedi. Sonra dışarı çıktı ve kapıyı arkasından usulca kapadı.