Biz, gazetelerin yazmayı unuttukları bir ayrıntı verebiliriz. Ölümünden birkaç yıl önce Digne Piskoposu’nun, gözlerinin feri sönmüştü ve o kız kardeşinin sevecen yardımları sayesinde, kör olduğuna şükürler ediyordu.
İnsanlar yanında birinin bulunmasından güç kazanır. Bir kanat sesi gibi eteğin hışırtısını duyar, onun şarkı söylediğini, konuştuğunu, girip çıktığını, gidip geldiğini duyarsınız. Bu şarkının, bu sözün, bu adımların ekseni olduğunuzu düşünüp, her an kendi cazibenizi görür, kendinizi engelli olduğunuz ölçüde güçlü duyumsarsınız. Karanlıklar arasında, bu meleğin etrafında döndüğü yıldız olursunuz. İşte bütün bunlara çok az mutluluk yetişebilir. Hayatın en büyük mutluluğu, sevildiğine mutlak olarak inanmaktır; kendi
için sevildiğine, daha doğru bir deyimle söyleyelim, kendine rağmen sevildiğine emin olmak.