Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aşka özgü zakkum bahçelerinde
Gene acılarla kalıyorum ben
Deniz ölesiye yakın ayaklarıma
Ey ülkemin pusatsız kahramanları
Erzurum garında, banklar üstünde
Sukût-ı hayale uğrayan kalbim
Geceyi kavrayan parmaklarımla
Bu hasret, bu hicran zelzelesinden
Beni kurtarmaya gücünüz yetmez
Çünkü mutsuzluğun mekteplerinde
Istırap dersleri alıyorum ben
Acı yok; intizar yok; eskide kaldı hasret
Devrini tamamladı endişe, korku, hayret
Buz ve köz tarih oldu; bitti zaman ve mekân
Zaman biziz, mekân biz; imkânsıza yok imkân
Ömrün ne sonundayız, ne de henüz başında
Otuz üç yaşındayız, hep otuz üç yaşında
İçim sensin bu ilde; dışım sensin Rüveyda
Rüveyda, ben sendeyim; sen bendesin Rüveyda
Önce korkunç azaba, kahra gömülüyorum
Sonra en büyük affa uğrayıp gülüyorum
Çatlıyor da mezarım, dışa vuruyor beni Terazi,
Rüveyda’ya dîvan kuruyor beni
Güneş aktı; ay söndü; parçalandı yıldızlar
Rüveyda, burda şimdi sen varsın; gözlerin var
Beyaz tüller içinde ruhun sarıyor beni
Sahibisin bu eşsiz muhabbet sarayının
Mağrur yükseliyorsun uluların katına
Huriler imreniyor sonsuz saltanatına
Elime tutuşturup kalbinin kadehini
Sevgini şarap gibi sunuyorsun Rüveyda
Çiçek çiçek kalbime doluyorsun Rüveyda