Riise Garcia

Riise Garcia
Gerçekliğinin doğasını hiç sorguladın mı?
Merhaba sevgili okurlar, 1000Kitap’ta 3 önemli iyileştirme yaptık: 1. Erişilebilirlik iyileştirmeleri ♿️ 1000Kitap web sitesi ve mobil uygulaması artık büyük ölçüde erişilebilir* hale geldi. Böylece ekran okuyucu kullanan okurlarımız 1000Kitap’ı çok daha rahat kullanabilecek. Teknik erişilebilirlik ölçüm sonuçlarımız 100 üzerinden 50’li seviyelerden 90’lı seviyelere çıktı. Bu konuda çalışmaya devam edeceğiz. Karşılaştığınız erişilebilirlik sorunlarını bu gönderinin altına yorum olarak yazabilirsiniz. Ayrıca artık yeni arayüz güncellemelerimiz erişilebilirlik testlerinden geçmeden yayına alınmayacak. *Erişilebilirlik: Uygulama ve web sitelerinin; görme, işitme, hareket veya benzeri farklı ihtiyaçlara sahip kişiler tarafından da rahatça kullanılabilmesini ifade eder. 2. Ekran görüntüsü paylaşımı iyileştirmeleri 📸 Gönderilerin ekran görüntüsü alınırken “Devamını gör” ve “Daha fazla” düğmeleri nedeniyle metinler çoğu zaman 2-3 satırdan sonra kesiliyordu. Gelen talepleri de dikkate alarak, gönderi ekran görüntülerinde metin alanını olabildiğince genişlettik. Ayrıca eskiden olduğu gibi, ekran görüntüsü alırken “sayıları gizle” seçeneğini yeniden ekledik. 3. Performans iyileştirmeleri ⚡️ Arayüzümüzde birçok performans iyileştirmesi yaptık. Mobil uygulamamız ve web sitemiz yaklaşık %25 daha hızlı hale geldi. İyi okumalar dileriz. ❤️
Okuduğumuz kitapları verdiğimiz puana göre sıralama seçeneği eklenmeli.
Aslında bu bir alıntı, not etmeden edemedim ama hepsini de yazıya geçirmeye üşendim, şöyle duruversin :)
Alıntı
Levin: "Niye sormuyorsunuz ona?" dedi. "Onun böyle bir şeyden ne haberi vardır, ne de düşünür bunu. İhtiyar dönerek sordu: "Savaşı duydun mu, Mihayliç? Hani kilisede okudukları şeyi diyorum. Sen ne düşünüyorsun? Hristiyanlar için savaşmamız gerekiyor mu?” "Biz ne diye düşünelim? İmparatorumuz Aleksandr Nikolayeviç bizi düşünür, her işte o bizi düşünür. O bizden iyi bilir." Elindeki ekmek kabuğunu bitirmekte olan Grişa'yı işaret ederek, Darya Aleksandrovna'ya sordu: "Delikanlıya biraz daha ekmek getireyim mi?" Sergey İvanoviç: "Sormam gerekmez,” dedi. "Hak yolunda hizmet etmek için her şeylerini bırakarak Rusya'nın dört bir yanından gelen, düşünce ve amaçlarını açık ve duru bir biçimde belirten yüzlerce insan gördük ve görüyoruz. Son meteliklerini getirip veriyorlar ya da kendileri gidiyorlar, bunu niçin yaptıklarını da düpedüz söylüyorlar. Bu neyi gösterir?” Yavaş yavaş kızmaya başlayan Levin: "Bana kalırsa bu, seksen milyonluk bir ulusun içinde, şimdiki gibi yüzlerce değil, sosyal durumlarını kaybetmiş, hayatta başarıya ulaşamamış, her zaman nereye olsa —Pugaçev çapulcular sürüsüne de, Hive'ye de, Sırbistan'a da— gitmeye hazır, on binlerce, insanın bulunabileceğini gösterir,” dedi. Sergey İvanoviç, varlığının son zerresini savunuyormuş gibi bir sinirlilik hâli içinde: "Ben sana yüzlerce kişiden, hayatta başarıya ulaşamamış insanardan değil, halkın en iyi temsilcilerinden söz ediyorum," dedi. "Ya bağışlar? Burada bütün halk doğrudan doğruya kendi isteğini (iradesini) gösteriyor." Levin: "Bu 'halk' kelimesi çok belirsiz," dedi. "Bucak kâtipleri, öğretmenler ve bin köylüden biri, belki neyin söz konusu olduğunu bilebilir. Geri kalan, Mihayliç gibi, seksen milyon kişi, yalnız kendi isteğini belirtmemekle kalmıyor, ne istemesi gerektiği konusunda bile en küçük bir bilgiden yoksundur. Bunun halkın dileği (iradesi) olduğunu söylemeye ne hakkınız var?"
Önceki 4 yanıtı göster
Betül
Betül
İnşallah. Beğenmem için uygun zamanı bekliyorum, yoksa tam anlamayınca bir eksiklik oluyor. 🙂🙋🏼‍♂️
Aslında bu bir alıntı, not etmeden edemedim ama hepsini de yazıya geçirmeye üşendim, şöyle duruversin :)
Alıntı
Levin: "Niye sormuyorsunuz ona?" dedi. "Onun böyle bir şeyden ne haberi vardır, ne de düşünür bunu. İhtiyar dönerek sordu: "Savaşı duydun mu, Mihayliç? Hani kilisede okudukları şeyi diyorum. Sen ne düşünüyorsun? Hristiyanlar için savaşmamız gerekiyor mu?” "Biz ne diye düşünelim? İmparatorumuz Aleksandr Nikolayeviç bizi düşünür, her işte o bizi düşünür. O bizden iyi bilir." Elindeki ekmek kabuğunu bitirmekte olan Grişa'yı işaret ederek, Darya Aleksandrovna'ya sordu: "Delikanlıya biraz daha ekmek getireyim mi?" Sergey İvanoviç: "Sormam gerekmez,” dedi. "Hak yolunda hizmet etmek için her şeylerini bırakarak Rusya'nın dört bir yanından gelen, düşünce ve amaçlarını açık ve duru bir biçimde belirten yüzlerce insan gördük ve görüyoruz. Son meteliklerini getirip veriyorlar ya da kendileri gidiyorlar, bunu niçin yaptıklarını da düpedüz söylüyorlar. Bu neyi gösterir?” Yavaş yavaş kızmaya başlayan Levin: "Bana kalırsa bu, seksen milyonluk bir ulusun içinde, şimdiki gibi yüzlerce değil, sosyal durumlarını kaybetmiş, hayatta başarıya ulaşamamış, her zaman nereye olsa —Pugaçev çapulcular sürüsüne de, Hive'ye de, Sırbistan'a da— gitmeye hazır, on binlerce, insanın bulunabileceğini gösterir,” dedi. Sergey İvanoviç, varlığının son zerresini savunuyormuş gibi bir sinirlilik hâli içinde: "Ben sana yüzlerce kişiden, hayatta başarıya ulaşamamış insanardan değil, halkın en iyi temsilcilerinden söz ediyorum," dedi. "Ya bağışlar? Burada bütün halk doğrudan doğruya kendi isteğini (iradesini) gösteriyor." Levin: "Bu 'halk' kelimesi çok belirsiz," dedi. "Bucak kâtipleri, öğretmenler ve bin köylüden biri, belki neyin söz konusu olduğunu bilebilir. Geri kalan, Mihayliç gibi, seksen milyon kişi, yalnız kendi isteğini belirtmemekle kalmıyor, ne istemesi gerektiği konusunda bile en küçük bir bilgiden yoksundur. Bunun halkın dileği (iradesi) olduğunu söylemeye ne hakkınız var?"
Önceki 2 yanıtı göster
Betül
Betül
Rica ederim. Bir deneyeyim dedim. Anna Karenina en çok okumak istediğim kitaplardan ama ona özel bir zaman lazım 😊
2 yanıtı göster
Aslında bu bir alıntı, not etmeden edemedim ama hepsini de yazıya geçirmeye üşendim, şöyle duruversin :)
Alıntı
Levin: "Niye sormuyorsunuz ona?" dedi. "Onun böyle bir şeyden ne haberi vardır, ne de düşünür bunu. İhtiyar dönerek sordu: "Savaşı duydun mu, Mihayliç? Hani kilisede okudukları şeyi diyorum. Sen ne düşünüyorsun? Hristiyanlar için savaşmamız gerekiyor mu?” "Biz ne diye düşünelim? İmparatorumuz Aleksandr Nikolayeviç bizi düşünür, her işte o bizi düşünür. O bizden iyi bilir." Elindeki ekmek kabuğunu bitirmekte olan Grişa'yı işaret ederek, Darya Aleksandrovna'ya sordu: "Delikanlıya biraz daha ekmek getireyim mi?" Sergey İvanoviç: "Sormam gerekmez,” dedi. "Hak yolunda hizmet etmek için her şeylerini bırakarak Rusya'nın dört bir yanından gelen, düşünce ve amaçlarını açık ve duru bir biçimde belirten yüzlerce insan gördük ve görüyoruz. Son meteliklerini getirip veriyorlar ya da kendileri gidiyorlar, bunu niçin yaptıklarını da düpedüz söylüyorlar. Bu neyi gösterir?” Yavaş yavaş kızmaya başlayan Levin: "Bana kalırsa bu, seksen milyonluk bir ulusun içinde, şimdiki gibi yüzlerce değil, sosyal durumlarını kaybetmiş, hayatta başarıya ulaşamamış, her zaman nereye olsa —Pugaçev çapulcular sürüsüne de, Hive'ye de, Sırbistan'a da— gitmeye hazır, on binlerce, insanın bulunabileceğini gösterir,” dedi. Sergey İvanoviç, varlığının son zerresini savunuyormuş gibi bir sinirlilik hâli içinde: "Ben sana yüzlerce kişiden, hayatta başarıya ulaşamamış insanardan değil, halkın en iyi temsilcilerinden söz ediyorum," dedi. "Ya bağışlar? Burada bütün halk doğrudan doğruya kendi isteğini (iradesini) gösteriyor." Levin: "Bu 'halk' kelimesi çok belirsiz," dedi. "Bucak kâtipleri, öğretmenler ve bin köylüden biri, belki neyin söz konusu olduğunu bilebilir. Geri kalan, Mihayliç gibi, seksen milyon kişi, yalnız kendi isteğini belirtmemekle kalmıyor, ne istemesi gerektiği konusunda bile en küçük bir bilgiden yoksundur. Bunun halkın dileği (iradesi) olduğunu söylemeye ne hakkınız var?"
Bir program marifetiyle yazıya geçirdim 🙂. Yüzbaşının Kızı kitabından sanırım.
4 yanıtı göster
Aslında bu bir alıntı, not etmeden edemedim ama hepsini de yazıya geçirmeye üşendim, şöyle duruversin :)
Alıntı
Levin: "Niye sormuyorsunuz ona?" dedi. "Onun böyle bir şeyden ne haberi vardır, ne de düşünür bunu. İhtiyar dönerek sordu: "Savaşı duydun mu, Mihayliç? Hani kilisede okudukları şeyi diyorum. Sen ne düşünüyorsun? Hristiyanlar için savaşmamız gerekiyor mu?” "Biz ne diye düşünelim? İmparatorumuz Aleksandr Nikolayeviç bizi düşünür, her işte o bizi düşünür. O bizden iyi bilir." Elindeki ekmek kabuğunu bitirmekte olan Grişa'yı işaret ederek, Darya Aleksandrovna'ya sordu: "Delikanlıya biraz daha ekmek getireyim mi?" Sergey İvanoviç: "Sormam gerekmez,” dedi. "Hak yolunda hizmet etmek için her şeylerini bırakarak Rusya'nın dört bir yanından gelen, düşünce ve amaçlarını açık ve duru bir biçimde belirten yüzlerce insan gördük ve görüyoruz. Son meteliklerini getirip veriyorlar ya da kendileri gidiyorlar, bunu niçin yaptıklarını da düpedüz söylüyorlar. Bu neyi gösterir?” Yavaş yavaş kızmaya başlayan Levin: "Bana kalırsa bu, seksen milyonluk bir ulusun içinde, şimdiki gibi yüzlerce değil, sosyal durumlarını kaybetmiş, hayatta başarıya ulaşamamış, her zaman nereye olsa —Pugaçev çapulcular sürüsüne de, Hive'ye de, Sırbistan'a da— gitmeye hazır, on binlerce, insanın bulunabileceğini gösterir,” dedi. Sergey İvanoviç, varlığının son zerresini savunuyormuş gibi bir sinirlilik hâli içinde: "Ben sana yüzlerce kişiden, hayatta başarıya ulaşamamış insanardan değil, halkın en iyi temsilcilerinden söz ediyorum," dedi. "Ya bağışlar? Burada bütün halk doğrudan doğruya kendi isteğini (iradesini) gösteriyor." Levin: "Bu 'halk' kelimesi çok belirsiz," dedi. "Bucak kâtipleri, öğretmenler ve bin köylüden biri, belki neyin söz konusu olduğunu bilebilir. Geri kalan, Mihayliç gibi, seksen milyon kişi, yalnız kendi isteğini belirtmemekle kalmıyor, ne istemesi gerektiği konusunda bile en küçük bir bilgiden yoksundur. Bunun halkın dileği (iradesi) olduğunu söylemeye ne hakkınız var?"
Önceki 3 yanıtı göster
Riise Garcia
Riise Garcia
Evet oldukça zaman istiyor :) Ben uygun zamanı beklemek yerine 2 buçuk ayda okudum 😅🤭 Inşallah siz de okur beğenirsiniz 🌺
1 yanıtı göster