Peşinden koştuğumuzda uzaklaşan durup fark ettiğimizde ise yanı başımızda beliren duygu "Mutluluktur" onu hep bir yerlere saklanmış ulaşılması zor birşey gibi düşünürüz, bir başarıya, bir ilişkiye yada bir hedefe bağlarız mutluluğu, şunu elde ettiğimde mutlu olacağım deriz, oysa mutluluk elde edilen şeylerde değil, yaşanan anın içinde saklıdır, bir kahvenin tadını çıkarırken, güneşin doğuşunu izlerken yada sevdiklerimizle bir anı paylaşırken mutluluk zaten oradadır, anın farkında olduğunda sende mutlulukla beraber orada olucak ve onu hissedeceksin, fakat onu geçmişte yada gelecekte aradığın sürece yanı başında olduğunu fark edemeyeceksin.
Her gün belli bir saate veya farketmeksizin kahve tükettiğini düşün ve bu vücudun madde alışkanlığı oluyor artık. Bir gün kahveni içemezsen ve kahveye yeniden erişim sağladığında aslolan mutluluk bu değil midir hocam? Yani mutluluk daima bizimle olmak zorunda değil onu küçük aralıklarla yakalamak daha iyi hissettirmez mi?
"Kaygılı, kırılgan, soğuk ve hırçın benlikler
zamanındayız. Hastalık taşıyan bünyeler giderek çoğalıyor. Bir teselli, bir çare, bir şifa arıyor ruhlarımız. İyi olmanın, iyi olarak kalmanın, bir gönüle iyi gelmenin ve bize şifa olacak ruhlarla karşılaşmanın arayışı içindeyiz."