Mehmet ALPER

Mehmet ALPER
@Riverways
Gökyüzündeki yıldızların, yeryüzündeki canlıların, yeraltındaki taşların henüz insanlara seslenebildiği bir dünya gerekir. Hikayesini doğa tarihinin içine gömebilen, geçmişin bilgisini uzakların bilgisiyle harmanlayan, deneyimin basamaklarında rahatça inip çıkabilen bir anlatıcı gerekir. Bir ucu yerin altında, diğeri bulutlara uzanan bir merdiven gerekir. Bugün artık ne böyle bir ateş ne böyle bir merdiven ne de böyle bir anlatıcı var.
Sayfa 100 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Filmlerinde de çoğu kahramanını bir yolun başında ya da sonunda, taşranın oynak sınırına odaklanarak anlattı. Bir yere yerleşebilenleri değil, esas yerleşemeyenleri anlatacağını daha Kasaba'da hissettirmişti.
Sayfa 150 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Taşrayı taşra yapan şeyin bir sahicilik ya da kendine yeterlilik değil, bir ufuğun uzakta belirmesi olduğunu anlatıyordur Ceylan. Ufuk bir kez belirince, insan gözlerini bir kez yola çevirince, yaşadığı yerle arasında bir çatlak oluşur. En yakındaki hayat hayat olmaktan çıkar.
Sayfa 150 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Barış Bıçakçı
"Çünkü sözcüklerin içlerinin dolu olduğuna hiçbir şüphe duymadan inananların dünyasında yaşıyoruz. Bu yüzden bu kadar kutsal şey, bu kadar kan ve gözyaşı var."
Sayfa 168 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Hızla hareket eden, ölçüsüzce çoğalan, içi boşalmış sözcüklerin dünyasında nasıl yazılır?
Sayfa 168 - Metis Yayınları·Kitabı okudu