500 sayfa boyunca, aile içi istismara maruz kalmış bir kızın, en yakın arkadaşının babasıyla yaşadığı aşkı okuyoruz. Bir noktada arkadaşını ve annesini denklemden çıkardığınızda, ilişki kendi içinde anlaşılır bir hâl alıyor; ancak aile faktörü işin içine girince durum ister istemez garipleşiyor. Bir Türk olarak okurken, “bu gavurlar da ne kadar gevşek” diye düşünmeden —ve buraya yazmak istemediğim bir kelimeyi içimden geçirmeden— edemiyorsunuz. Age gap ve daddy issue temalarına ilgisi olanlara tavsiye edilir.
KONU:
Aihui Ying, mühendis olmayı hayal eden genç bir kızdır. Ancak babasının gizemli ölümüyle birlikte elinde yalnızca mühendislik sırlarını içeren bir defter ve suikastçıdan kalan yeşim bir kolye kalır. Babasının ölümünün ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için Mühendisler Loncası’na ulaşmaya karar verir ve erkeklere özgü olan çıraklık sınavına kardeşinin kılığına girerek sızar. Bu süreçte Prens Ye-yang ile tehlikeli bir yakınlaşma yaşarken, loncanın karanlık sırlarıyla yüzleşir ve hem kendi kaderi hem de klanı için güven ve ihanetle dolu bir mücadelenin içine sürüklenir.
YORUM:
– Öncelikle kitabın beklentimi tam olarak karşılamadığını itiraf etmeliyim. İsminin de etkisiyle daha fantastik bir kurgu bekleyerek başlamıştım; ancak evren daha çok mühendislik temelli ilerliyor. Yılan ve ejderha figürleri ise ağırlıklı olarak sembolik anlamlar taşıyor.
– Romantizm beklentisiyle okumanızı çok tavsiye etmem; oldukça minimal düzeyde yer alıyor. Bu durum beni rahatsız etmedi, hatta yetişkin içerikli sahnelerdense bu dengeyi tercih ederim.
– Genel olarak Mulan havası veren, özgün sayılabilecek bir kitaptı. Eğlenceli dostluklar, rekabet ortamı, yasak aşk, politik gerginlikler, sırlar, ihanetler ve bolca mühendislik unsuru barındırıyor. Bu temalara ilgi duyanlar mutlaka göz atabilir.
– SPOILER ALERT: Sıkıntılı ve yarım hissettiren sonları sevmeyen okuyuculara çok önermem. En azından seri tamamlanana kadar erteleyebilirsiniz.
Açıkçası okuyarak zamanımı boşa harcamamak için yarım bıraktım. En başımdan itibaren ucuz ve kötü yazılmış bir fantezi kitabını andırıyor. Ne dili ne de hikayesi kendini okutuyor. Bu kitabı beğenip önümüze sürenler gerçekten neyi beğenmiş anlamış değilim.
Ben romantik kurgu okurken hızlı kavuşmalar, hızlı ayrılıklar ve toxic barışma süreçlerini okumayı sevmem. Sizler de sevmiyorsanız bu yazar tam size göre. Tam anlamıyla yavaş ama sağlam gelişen bir ilişkinin temelini okuyoruz.
Konsept olarak sporcu kurgusu, huysuz & günışığı slowburn ve sevimli aile ilişkilerini seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Ana erkek karakterimiz huysuz olmanın hakkını veren suratsız bir Alman, futbol efsanesi. Ana kadın karakterimiz ise yükselmekte olan bir kadın futbolcu ve düşünce tarzı hem hoş hem de komikti.
Sondaki itiraf sahnesi ise tamamen bence okumayı değer kılıyordu. Sadece kitabın sonunda gelecekten birkaç sayfacık daha okuyabilseydik daha hoş olurdu.
Kesinlikle tavsiye ederim. ️
Konu olarak ilgi çekici olsa da içerik olarak cinsellikten ibaret olması bana bomboş bir kitap okuyormuş hissiyatı yarattı.
Huysuz & günışığı konsepti güzel işlenmiş ve romantizm kırıntıları hissedilir derecedeydi ama hikaye çok geri plandaydı ve doğal olarak sıktı.
Romantizmden anladığınız cinsellikse öneririm.