Cem

İbrahim'e Mektuplar 5
12.02 .2024 Okul dönüşü. Mis gibi çay. Mis gibi bisküvi. Hava yine tam benlik. Bol rüzgâr, her yer geri bulutlar. Arif'i görüyorum, traş olmuş. Bisküvi alırken sakallarım iyi olmuş mu diyor bana. Her yer trajedi, her yer avam. Ağzı içki kokuyor. Ama gözlerinde buğu-kimbilir neredeydi dün akşam. Bu yazdıklarımın hepsi çöpe gidiyor. Okul
Reklam
İbrahim'e Mektuplar 4
11 Şubat 2024 /Pazar günü Yarın okul var. Saat 17:36. Hatırşinas'tayım. En sevdiğim hava: güneş çoktan bulutların arkasında kaybolmuş. Kartal tarafı gri bulutlarla dolu. Yağmur yağacak belli ki. Hatırşinas'ın bahçesinde önümde üç dört kitap-yeni bir tevbe saati- çay-üşüme hissi-hepimiz bir aradayız. Bulak günlerdir yok. la Marine
İbrahim'e mektuplar 3
21.10.2023 Cumartesi Hatırşinas'tayım. Radyoyu açmayı ihmal etmedim; yine türkü açtım, ama haberlere denk geldim. İsrail, Filistin, öfke- yeni bir şey yok. Ölmek var. Yorgunum. Bitmeyen bir yorgunlukla geçiriyorum günlerimi. Pembe renkli B12 haplarımı her gün misafir ediyorum. Bir farkı var, elbette; okulda bana iyi geliyor- hele de nöbetçi

Okur Takip Önerileri

Tümünü Gör
İbrahim'e Mektuplar... 2
15 Ekim 2023 15.28 Yeniden Hatırşinas'tayım. Çayım yine hazır. Güneş yine burada; dallar, yapraklar serin rüzgârı da taşıyor bir yandan, ve böylece gün ışığı ve rüzgâr beraber ellerime, kollarıma, masaya ve bu yazının üzerine dökülüyor. Radyo Türkü olmadan asla olmaz. Anadolu'nun kimbilir hangi yöresinden bir türkü okuyor adamın biri.
İbrahim'e...
Sana eposta yazamadım; çünkü benim için fazla hızlı o. Hatırşinas'ta sıcakla serin arası bir cuma öğle sonrası, yanımda Bulak'la otururken yazmak daha güzel. Az önce mantarlı pizza da yemişken, okumaya devam ettiğim şu 8E sözlüleri bir anda bana fazla geldi. Güneş, La Marine bloklarından uzanıp Hatırşinas'taki çamların arasından
Reklam
9 senedir bu sitedeyim. Son iki üç gündür beni ekleyen ekleyene. Farkında olmadığım bir şey mi oldu, anlamadım. Raslantı olabilir mi? İlginç geldi...
Kırmızı Bir Otomobil/Radyo Tiyatrosu
Ufuk Baltacı'nın yazdığı ve İzmir Radyosu yapımı olan bu oyun öncelikle Stephen King'e bir selam. Ufuk Baltacı'dan da eğer hayattaysa çok ilginç bir konuyu nasıl böyle batırarak bitirebildiğini öğrenmek iyi olurdu. Oyunun konusu çok ilginç: sanatçı Belgin hanımın kız kardeşi aylar önce kırmızı renkli arabasıyla Bodrum'a giderken kaybolmuştur. Turizmci bahadır annesiyle beraber bu haberi duyunca benzer bir iki haber daha hatırlar. Gerçekten de aynı yol üzerinde kırmızı arabalarıyla kaybolan insanlar vardır. Bahadır , Belgin'e ulaşır, beraber kırmızı bir araba kiralayıp Bodrum'a giderler. Olayın final kısmına dek her şey çok güzel. Merak duygusu, mizah hatta gerilim dengeli şekilde kuruluyor. Yazarın tökezlediği nokta zaten oyunun düğümünün çözüldüğü finalin tamamı. Burada öncelikle muamma fazlasıyla kısa sürede çözülüyor, bu kadar kolay bir çözüm oyunun finale dek süren 40 dakikasına ihanet etmiş oluyor. İkincisi finalde kız kardeş rolünü seslendiren oyuncuya umarım bu kadar kötü seslendirme yaptığı için ödül vermişlerdir,-belki genç olmasıdır bu amatör sesin sebebi, kızmamak mı lazım bilemedim şimdi. Bir diğer kötü nokta oyunda kullanılan geçiş müziklerinin kötü olması. Sonuç: finalde dağılıp batırana dek oyun oldukça iyiydi. Bu final sebebiyle bu oyunu önermiyorum. trtdinle.com/show/kirmizi-bi...
Kahve Falı / Radyo Tiyatrosu
İstanbul radyosu tarafından seslendirilen bu oyun Aşkın Güngör'e ait. Bir kahve falından ilginç bir gerilim çıkarabilen Aşkın Güngör'ü tebrik etmek gerek. Oyunun konusu şöyle: Hakan ve Senem evli bir çift. Pazar kahvaltısına hazırlanırken kapı çalıyor ve içeri bir adam giriyor. Adamın söylediğine göre; Hakan bu pazar günü belli bir saatte dört kişiyi öldürecektir. Bunu iddia eden de Kahve Falı Medyumları Şirketidir. Eve gelen adam da bu olayın önlenmesi amacıyla şirket tarafından görevlendirilmiş birisidir. Doğal olarak, ortalık karışır... Oyun çok iyi. Çok iyi, çünkü öncelikle fantastiğe kayabilecek bir konuyu çok da güzel manevralarla polisiyeye ve gerçekçi bir çizgiye taşıyabilmek, yazarın maharetinin rastgele olmadığını düşündürecek denli nitelik taşıyor. Oyunun mizahi yonlerin ağır bastığı bir tonla başlayıp ağır ağır fantastiğe ve ardından gerçekçi bir polisiyeye doğru yol alması oyunun çıtasını yükseltiyor. Final de oldukça iyi. Seslendiren oyuncular çok iyiler, oyunun hakkını veriyorlar hakikaten. Bu dünya mümkünlerin dünyası. En olmaz denilen şeyin bir oluru vardır belki de, biz bilmiyoruzdur, bunu hayal etmemişizdir, edememişizdir. Ancak Aşkın Güngör bunu hayal edebilmiş ve anlatabilmiş. İşte bu sebeple oyunu kesinlikle öneririm. trtdinle.com/show/kahve-fali
Bay Gökyüzünün Bahçesinde/Radyo Tiyatrosu
Adem Ayakta'nın yazdığı bu oyun eğer yanılmıyorsam 80'li yıllara ait bir oyun ve bugün konusu itibarıyla bizi şaşırtacak bir özellik veya yenilik taşımıyor. Buna rağmen yine de enerji dolu, merak uyandıran anlar barındıran bir çalışma. Seslendirme çok iyi, önemli isimlerin de yer aldığı bir ses tiyatrosu çalışması bu. Belki bir gün bizler de Bay Gökyüzü'nün bahçesine düşeriz. Ve orada biz de merak ederiz: neden buradayız, neden bir aradayız? Ve bu piyano neden tabuta benziyor? Öneririm. trtdinle.com/show/bay-gokyuz...
Lüzumsuz Adam / Radyo Tiyatrosu
Sait Faik Abasıyanık'ın hikâyesi Lüzumsuz Adam'ı Erhan Gökgücü radyo tiyatrosuna uyarlamış. Büyük ihtimalle 80'li yıllardaki radyo tiyatrosu oyunlarından birisi bu. Seslendiren oyuncuların güzel türkçesi oyunun/hikâyenin kendisi kadar güzel. İki üç sokaktan ibaret mahallesinde yaşayan Mansur bey için hayat tekrarlardan, önemsiz meraklardan ibarettir. Yaşıyor olmanın ne olduğunu bilmediği söylenir kendisine hep, çünkü bir şekilde başkalarının önemsediği şeyleri önemsemez Mansur bey, ve bunun sebebi de kendisinin daha farklı, daha özel, daha farklı olması da değildir üstelik. Sebebi nedir peki bu her şeyi oluruna bırakmış olmanın, bu her şeye alışmış olmanın, merak etmemenin? Çünkü Mansur bey de nice insanın hissettiğini hissetmektedir: buraya gelmiştir, ama kendi arzusuyla değil. Onun elinde olmayan bir şeydir yaşıyor olmak. Önemli bir şey olmaksızın akıp giden şu zaman, gereksiz bütün kalabalıklar, boşu boşuna iç içe geçmiş kucak kucağa yaşayan milyonlarca insan.. hayat dedikleri işte bu anlamsızlıklar, gereksizlikler , manasız zaman akışlarından başka nedir ki? Ama o vapur vardır, ve o ihtimal de gerçektir. Mansur beyi seslendiren Sönmez Atasoy için bile dahi dinlenmesi gereken bir oyun Lüzumsuz Adam. Çok iyi bir uyarlama. Kesinlikle öneririm. trtdinle.com/show/luzumsuz-a...
Reklam
Çatının Sırrı/Radyo Tiyatrosu
İnci ve Nazmi Kalkan'ın yazdığı bu İzmir Radyosu yapımı radyo tiyatrosu ne yazık ki amaçladığı gizemi doğru kurgulayamayan bir çalışma. Bunun temel sebebi öncelikle oyunun kısa süresi. Çatı katındaki sırrın ilgimizi çekmesi, sırrın çözülmesi için gösterilecek mücadele ve final bölümünde gerekli sonucun alınması için 40 dakika yeterli olmamış. Yeterli olmayan bir diğer şey, yan rollerdeki seslendirmelerin uygun yaşta olmaması ve metin okur gibi bir his vermesi. Ne yazık ki bir eleştirim daha var: final kötüydü. Bu oyun daha iyi kurgulanabilirdi. Aceleye getirilmiş, kötü bitirilmiş bir çalışma olmuş. trtdinle.com/show/catinin-sirri
Cinayet Emri / Radyo Tiyatrosu
Tayfun Türkili Kapak'ın yazdığı bu radyo tiyatrosu oyunu ilgi çekici bir şekilde başlıyor: Baskarakterimiz judo hocası Yılmaz'a bir telefon geliyor. Tanımadığı bir adam telefonda ona nişanlısı olan kadının tanıdığı gibi birisi olmadığını, etrafına bir bakarsa haklı olduğunu göreceğini söyler. Adam telefonu şunları söyleyerek kapatır: "etrafınıza bakarsanız haklı olduğumu göreceksiniz, şaka yapmıyorum, sizin nasıl birisi olduğunuzu gayet iyi biliyorum, bu yüzden de nişanlınızı öldüreceksiniz. Evet Yılmaz bey, nişanlınızı öldüreceksiniz." 80'li yıllardan gelen bu kurgu bir Ankara Radyosu yapımı. Seslendiren oyuncuların türkçeleri kulak tırmalayacak kadar güzel. Ancak bu arkası yarınlar ve radyo tiyatroları hakikaten bir çok kaliteli çalışma içeriyor. Cinayet Emri çok sıra dışı olmasa bile kesinlikle merak duygusunu çok iyi kullanıyor, nasıl olabilir diye düşündürüyor. Özellikle ikinci mesajda "size gözünüzü dört açmanızı söylemistim. Tekrar ediyorum: Nişanlınızı pazartesi saat sekizde öldüreceksiniz" diyerek merak duygusu iyice kaşınıyor. Güzel bir oyundu, keyifliydi, tek sorun suçlusu suçsuzu mükemmel Türkçe konuşan oyuncular. Eski Türkiye'ye ait bir zamanın dili gibi geldi diyebiliriz belki. Kesinlikle öneririm. trtdinle.com/show/cinayet-em...
Arkası Yarın/ Mavi Taşlı Yüzük
Mihriman Çimenciler tarafından yazılan 6 bölümlük bu polisiye oyun, son bölümünde sırrın aydınlanmasıyla sona eriyor, ancak gizem hissinin talep ettiği o heyecanı finalde yaşatamıyor. Yine de iyi bir oyun diyebiliriz; dinlemeye, zaman ayırmaya değer. Yağız rolündeki seslendirmesiyle Erdal Küçükkömürcü , ve dadı rolündeki oyuncu çok iyiler. trtdinle.com/show/mavi-tasli...
t.co/9FadkD94B4 Lütfen bu imza kampanyasına katılın. İnsanlar hayvanları dilediği öldürebilir, avlayabilir, onlara tecavüz edebilir diye düşünen ve böyle yapan insanlar var. Yasalara göre böyle yapan bir insan suç değil, kabahat işlemiş oluyor. Bunu vicdanımız kabul etmiyor. Yasalarımız da kabul etmemeli.
KİTAPLARDA OKUDUKLARIMIZI UNUTUYORSAK HÂLÂ NEDEN OKUMALIYIZ? Cemal Tunçdemir ‘Okumak’, insanlar için, görmek veya dinlemek gibi doğal bir eylem değil. Iowa eyaletinin Ames kentinde yayınlanan yerel “Ames Daily Tribune” gazetesinin köşe yazarı Rod Riggs, hızlı okuma kurslarının yayılmaya başladığı 60’lı yılların ortasında, bir arkadaşının
31 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.