Bu bilinçdışı sadece özel bir şeyler vuku bulduğu zaman değil, her daim mevcuttur. Her halükârda, bilince kıyasla hiç yorulmaz ve canlıdır. Hayatımızın üçte birini uykuda –yani bilinçdışı hâl içinde– geçiririz, geri kalan üçte ikisini ise ancak öyle böyle bilinçli geçiririz. Bildiğiniz üzere, sabahları daha saat onda adam akıllı kendine gelmiş insanlar vardır; bazılarıysa akşam dörtte ancak kendilerine gelirler ve o zaman da belki sadece iki saatliğine. Bilinçlilik çaba gerektirir, enerji ve emek ister, ve bu yüzden de bizi yorar. Nihayetinde, her ne zaman mümkünse ya da çevremizde herhangi bir faaliyet olmadığında belli bir rüya hâline dalarız. Bu hâl içindeyken bazı insanlar hâlâ düşüncelerini gözlemleyebilir, ama çoğu insan bunu yapamaz.